21 Nisan 2020

Karantina Çelıncı 26-27-28 ve Kartpostal Çelıncı

Vallaha billaha dün gece yazcaktım! Bilgisayarı aldım kucağıma ama arkadaşlarla derin bi geyik muhabbetine başladı u. Benim de arkadaşlarım olduğu için uzak duramadım. Sürekli okey oynuyorduk karantina öncesinde, online okey oyunu arayışına girmişler, hepsi kapattıkları facebook hesaplarını geri açmışlar, telefona uygulama indirip deneme derdindeler... di.  Ben de katıldım aralarına tabi. Dördüncüsüz olmaz.

Sonuç olarak denediğimiz dört okeyi de sevemedik. Araştırmalar devam ediyor.

Bugün gün içinde yazacaklarımı not aldım, mal mal ekrana bakmayacağım bu sefer inş.

Haftasonu elişi bloğuma bi şey yazdım. Önemli sayılabilir, burdan da yazayım. Gün boyu sürekli maske takıp çalışmak zorunda olan tanıdığınız varsa belki duymuşsunuzdur, maske ipleri kulak arkasını kaşındırıp acıtıyormuş. İnternetteki örgücüler hemen bu  probleme bi çözüm bulmuşlar tabi ki. Kulak koruyucu tasarlamışlar. Ben de ilk gördüğümü Türkçe'ye çevirdim, şurdan bakabilirsiniz: https://coloroclock.com/2020/04/19/no-button-ear-saver-dugmesiz-kulak-koruyucu/ Abimin eşi hemşire, kendine yapmış, gerçekten işe yarıyormuş, test edildi onaylandı yani. Yalnız ben deneyemedim çünkü maske yok bizde.

Bi kartpostal aldım burdaki eski komşumdan. Hala bizim mahallede oturuyor. Bi ara gelip posta kutusuna bırakmış gitmiş. Korona öncesi ABD'ye gitmişti, ordan kartpostal getirmesini istemiştim, koleksiyon yapıyorum diye. Bi tane vermişti zaten, şimdi ikinciyi bırakmış kutuya. Sevindim. Hollandaca yazışıyoruz tabi ki. Arada bi buluşurduk, Hollandaca başlayıp, coşunca İngilizce'ye
geçip, dönüşte de vicdan azabıyla tekrar Hollandaca'ya dönerdik. Değişik bi kadın. Bi derdi var insanlıkla, hayatla, belli oluyor halinden, konuşmasından. O yüzden mi beni dürtüyor, amacı ne anlamadım. Başlarda acaba bi cemaat üyesi falan da beni üye yapmaya mı çalışıyor diye bile düşünmüştüm, pek sever beni o tipler. Nası savunmasız görünüyorsam böyle bi kol kanat germeye çalışırlar. Sonra çok güzel deperim:) Neyse bu kadıncağız cemaatçi çıkmadı ama aramaya sormaya devam etti. Savolsun. Belki sosyal mesafeli yürüyüşlere çıkarız. Hollandacamın boktanlığını tüm mahalle öğrenir böylece.



Yukarıdaki video, 1983 Amsterdamının sokak görüntülerini içeriyor. Bisikletimsi bi arabayla Amsterdam'ın önemli sokaklarından hızlıca geçerken, bi taraftan da yorum yapıyor yönetmen/fotoğrafçı Ed van der Elsken. 4 videodan oluşan bir film aslında. Ne önemi var? Waterlooplein çok değişik bi yermiş mesela o zamanlar, tanıyamıyorum. Ve daha bir sürü şey. Ama en önemlisi şu:



Kadir van Lohuizen adında başka bir Hollandalı fotoğrafçı da bunu çekmiş. Aynı tarzda, Amsterdam sokaklarında hareket halinde ama bu sefer sokaklarda neredeyse hiç insan yok. Yine arkada yorumları duyuluyor. İkisini ardarda izlemek çok enteresan oluyor.

Bir de sesli kitaplarda kişisel gelişimci oldum iyice:) Üzülmeyi Bırak, Yaşamaya Bak diye bir kitap buldum. Yazarı kimdi hatırlamıyorum bile. Dale Carnegie imiş. Valla kişisel gelişim falan demeden okuyorum artık bunları. Notlar alıyorum. Hatta bi "negatif haller" defteri yapsam diyorum. Misal endişe, öfke, kıskançlık, üzüntü gibi bölümler yapayım. Bi konuda çok mu öfkeliyim? Bununla ilgili okuduğum kitaplardan aldığım notları okuyup uygulamaya çalışayım verilen tavsiyeleri. Belki işe yarar? İlla ki biri ikisi yarar hepsi olmasa da. Bu kitaba göre şu anki ruh halim yüzünden ömrüm hızla kısalıyor, yarın falan ölmem lazım yani bu kadar endişeyle, negatif duyguyla. Ne bileyim. İnanmak istiyorum sanırım yıllar önce umarsızca dalga geçip durduğum bu çok satan kitaplara. Hiç olmazsa biraz pratiğin zararı olmaz.

Gelelim kartpostalların faydalarına. Bir zamanlar bir kartpostal çelıncına aa ben de katılmak isterim diye atlamıştım. Epey oldu ama ben geç de olsa göndereyim kartlarımı. Neşelilerinden seçtim. Yoksa çok daha mesajlı, asi vs şeyler vardı da, içim elvermedi.


Burası bence Viyana'nın en güzel yerlerinden biri:) Hundertwasser evleri. Yamuk yumuk. Gaudi'yle bağları var mıydı bilmiyorum ama o tip, rengarenk, isyankar, köşesiz, çocuk resmi gibi evler. 


Bu da devasa bi Konstantinopol heykelinin bir parçasıymış. Kedilerin duruşu, bakışı çok manalı geliyor bana bu fotoğrafta. Koca Konstantinopolmüş,değilmiş, umurlarında değil sanki...Aha kırıldı elin, bedeninden ayrı duruyor, ne önemi var? diyorlar gibi, tabi tüm şirinlikleriyle. Bazen yeğenim de böyle şirin/şeytani/anlamlı bakışlar fırlatıyor, ne yalan söyliyim, korkuyorum. 

Hepinize gelsin bu kartpostallar. Ne tip bi mesaja ihtiyacınız varsa, onu alının üstünüze bu resimlerden. Güzel günler göreceğiz, güneşli günler, yazdım arkalarına da.

İşte böyle, selam eder giderim, 
Kanatlı Kedi