ms 2150 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ms 2150 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

01 Nisan 2020

Karantina Çelıncı - 7-8

Selam,

Evet dün yazmadım, unutmadım ama yorgundum. İnsan evde nasıl yorgun olur? Şöyle: 3 gecedir düzgün uyuyamıyorum nedense, sık sık uyanıyorum ve kötü rüyalar görüyorum, saçma sapan o bana bunu dedi, ben ona şunu dedim türünden kötü, yoksa öyle canavarlı manavarlı kabus değil. Uyandıkça bi an önce tekrar uyumaya çalışıyorum, belki hemen uyursam kaldığım yerden devam ederim ve belki bu sefer olaylar güzelleşir, diye.  Halbuki çoğu zaman çişim oluyor ama o uykulu kafayla bunu fark etmiyorum, epey bi zaman uyumaya çalışıyorum yatakta, sonra saatin çalmasına yakın anlıyorum tuvalete gitmem gerektiğini. Sonra da nalet olsun senin gibi uykuya diye söve söve uyanmaya çalışıyorum.

Güne böyle başlayınca mesai de sürekli bi uykulu geçti tabi 3 gündür. Dün işten sonra kıvrıldım yattım, uyumadan. Sonra kalkıp Hollandaca dersime girdim, sonra geri kıvrılacaktım ki uzun zamandır görüşmediğimiz okey arkadaşlarımızın arayacağını hatırladım. Güzel oldu ama baya bi sürdü. Telefonu kapatır kapatmaz yatağa koştum. Sadece blog değil, yoga da yalan oldu tabi.

Bugün de aynı şekilde deli gibi uykum var. Üçüncü kahvemi içiyorum ama saat daha 18 civarı, geceyi etkilemez diye umuyorum. Sanki şu an uyusam, yarın sabah çok dinç kalkacakmışım gibi bi his var içimde ama direniyorum. 5 saat sonra, gecenin köründe uyanıp geri uyuyamamak da var.

Bugün işleri biraz erken bitirdim, teslim etmeye atölyeye gittim. Yönetici asistanı olan arkadaşın da bu ay sözleşmesinin bittiğini, yenilenmeyeceğini öğrendim. Şirketin de ne kadar dayanacağı belli değil dedi. Göreceğiz bakalım. Bu sıralar beklemekle geçiyor zaman. Bir sonraki adım hep beklemek.

MS 2150 kitabı sonunda bitti. Çok tuhaf bi kitaptı, hiç böyle bi roman okumamıştım. Bolca reenkarnasyon filan var. Uzak doğu felsefeleriyle bağlantılı sanırım kitaba hakim olan temel görüş. O felsefelerden çok haberim yok, o yüzden kesin konuşamıyorum ama hoşuma gitti, inanmak istedim. Reenkarnasyon gerçek olsa, ne güzel olur. Kitap diyor ki, insan başına gelen her şeyi kendi seçer, acıyı da. Önceki hayatlarında yaşadıklarından dolayı acıyı seçebilir misal. Bi yaşamında köle tüccarı olursan, bir yaşamında da köle olursun. Ama bu ceza değildir, bunu kendin seçersin. Aslında her şey mükemmeldir.

Bu son derece pasif düşünce beni biraz rahatsız etse de, kitapta günümüz yaşamına yöneltilen eleştiri oklarını çok sevdim. Kafam hala karışık, kitabı tam olarak değerlendirebilmek için bi kez daha, bu kez basılı versiyonundan okumam şart. 

Şimdi Sofi'nin Dünyası'na rahatça odaklanabilirim. 4 gün mesai yok. Çılgın yemek denemelerimlen ve yoga şikayetlerimlen karşınızda olabilirim.

Selametle,
Kanatlı Kedi





31 Mart 2020

Karantina Çelıncı - 6

Hellolar mellolar.

Bugün yaptım yogamı! Çok şükür! Yine üşenip erteleyeceğim diye korkuyordum kendimden ama kim kazandı? Ben! Kime karşı? Bana! Çetin Çetintaş'ın videosundan yaptım, yarım saat civarıydı. Daha anlaşılırdı dili ya da ben alışmaya başladım, bilmiyorum. Bazı hareketleri çat diye yapması kendi kendime isyan etmeme yol açtı, oha, nası yapcam bunu, yuh, azcık erken değil mi bunun için! gibisinden. Ama yapabildiğin kadarını yap önerilerini hatırladım, nefes aldım verdim, bol bol terledim. Bitince duşa girdiğimde baya bi yorulmuştum. Yaparken bu kadar yorulduğumun farkında değildim.

Kısacası, iyi oldu. Mesai saonunda yaptım bu işi, sırtım falan tutulmuştu biraz, iyi geldi.

Onun dışında, Youtube'da İlkay Ayşe diye bir hesap var, çok güzel kitapları seslendiriyor. Daha önce dinlediğim hesaplardan biraz farklı, arada "aa burası çok güzelmiş" gibi yorumlar yapıyor:) Başta tuhaf gelmişti ama gittikçe alıştım, şimdi hoşuma gidiyor bu yorumlar. MS 2150 diye bir kitap dinliyorum. Felsefe, bilim kurgu, ütopya, astroloji, hepsi bir arada. Uzun da bir kitap, olaylar nasıl gelişecek tahmin etmek çok zor. Ama önemli olan olayların gelişimi değil sanırım. Bi nevi kişisel gelişim kitabı. İnsan nasıl yaşamalı, türünden , hem psikolojik, hem sosyolojik olaylara uzaktan bakan, günümüz toplumunu anlayan ve sorunlarını uzaktan görüp betimleyerek çözümlerinin basitliğine vurgu yapan bir kitap. Misal bencillik, sahip olma, tüketme aşkı, kariyer hırsı gibi kavramlar olmasa hayatımız nasıl olurdu? gibi düşüncelere daldırıyor insanı. Aslında Sofi'nin Dünyası gibi. Farkında olmadan birbirini andıran iki kitaba başlamışım: İkisinde de birer olay akışı var ama yazar asıl anlatmak istediği şeyi bu olay akışının aralarına sıkıştırmış. Böylece okurun takip etmesi kolaylaşıyor. Kısacası sevdim. Yazar: Thea Alexander, 70lerde basılmış kitap.

Bi de yemekle ilgili podcast aradım ama tam istediğim türden bi şey bulamadım. Hani kısa kısa tarif videoları değil de, "mutfağın temelleri" gibi bi şey. Atıyorum, keki yumurtasız yaparsan ne olur, unlar arasında ne fark var, gibi. Kısa kısa youtube videoları izlemeyi sevmiyorum. Merhaba arkadaşlar, kanalıma hoşgeldiniz, türünden laflar duymaktan da bıktım hakkaten, podcast dünyasına kaçmak istyorum bu yüzden ama tabi ha deyince istediğim içeriği bulamıyorum. Netflix'te "Tuz, yağ, asit, ekşi" gibi bi belgeselimsi dört bölümlük bi seri vardı. O'nun anlatımı çok güzeldi, hem tarihini, atıyorum tuzun farklı coğrafyalardaki, dolayısıyla kültürlerdeki anlamını anlatıyor, hem de yemek yaparkenki önemini açıklıyordu. Sanırım o serinin tadı damağımda kaldı, benzer bi şeyler arıyorum:/

İşte böyle Spotify'da dolanırken Sapor İstanbul Yemek Sempozyumu kayıtlarına rastladım. Tam olarak istediğim olmasa da, yine de epey öğreticiydi. İstanbul'da yemek konusunun tarihiyle ilgili yapılan akademik çalışmalar hakkında sunumlar. Hem özlemişim böyle akademik sohbet tarzında yapılan sunumları dinlemeyi.

İşte böyle, diğer bloglarda neler dönüyor, hiç bakmadım bugün, bakıciim.

Selam eder, esenlikler dilerim,
Kanatlı Kedi