Felemenkçe kelimeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Felemenkçe kelimeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

06 Kasım 2017

Yeni Kelimeler (Türkçe de var bu kez)

Nutuk'a başladığım için Türkçe'de de epey bi yeni kelime çıkıyor karşıma bu sıralar:

Kırklareli: Eski adı "Kırkkilise" imiş.
Teşrinievvel: Ekim
Kanunuevvel: Aralık
Elazığ: Eski adı "Mamuretülaziz" miş.
teali: yükselme (misal: Kürt Teali Cemiyeti)
Samsun: Eski adı "Canik"
keyfiyet: durum, nitelik (Şimdi bildiğimiz "keyfi olma durumu"yla alakası yokmuş.)

-----

Gelelim Felemenkçelere... Konumuz "tatil". Tatil mekanları, turizm haberleri, şimdi nerde olmak isterdin türü varsayımsal gereksiz diyaloglar... Bi de ders sonunda dinlediğimiz bi şarkı var. Onu da en sona ekleyeyim de burda bulunsun...


zeilen: yelkenli ile açılmak
zeilboot: yelken
weleens: 1)ilerde bi gün, 2)bazen
let op: dikkat etmek, göz kulak olmak (Çantama göz kulak olur musunuz, manasında da)
kust: sahil
circa = ongeveer: yaklaşık olarak, approximately
trekken: 1) çekmek (misal: kapıyı), 2) çekici olmak (turist çekmek)
vooral: özellikle
de provincie: eyalet
doorbrengen: harcamak, zaman geçirmek (tatili birlikte geçirmek) (bracht door, doorgebracht)
stijgen: yükselmek, artmak (misal: sıcaklık) (steeg, is gestegen)
opleveren: kar getirmek, verimli olmak, to yield
ruim: geniş, büyük
geliefd: sevilen, popüler
de bestemming: 1) amaç, hedef, varış noktası, 2) kader, fate (kısacası kara toprak)
de plek : yer (misal: araba park yeri) (Benim için birinci sırada... gelir.)

de ervaring: deneyim
ervaren: 1) tecrübe etmek, 2) tecrübeli

delen: paylaşmak, paylaştırmak (misal: ervaringen delen)
evenveel: as much, ...kadar (Iedereen betaalt evenveel)

bereiken: to reach, 1) belirlenen hedefe ulaşmak, 2) iletişim kurmak (Aradığınız kişiye ulaşılamıyor.) (bereiken per telefoon, mail of sms)
reiken: bir yere uzanarak erişmek
bereikbaar: ulaşılabilir, attainable, accessible

de overnachting: geceleme, gece kalma (Ik heb overnactingen geregeld.)

toenemen=stijgen: artmak, yükselmek (nam toe, toegenomen)
vrijwel: bijna

gelijk: eşit, aynı
het gelijk hebben: haklı olmak
gelijk betekend: eşanlamlı
de gelijke: yaşıt
gelijken: benzemek
gelijkenis: benzerlik
gelijkmoedig: soğukkanlı

de moed:  cesaret
de moeder: anne (Arada bağlantı yokmuş ama akılda kalsın diye not: Anneler cesurdur!)

blijken (uit): kanıtlanmak, belli olmak, ortaya çıkmak, to turn out, to prove (bleek, is gebleken)
het blijk: belirti, iz
blijkbaar = duidelijk: açık, belli

op basis van: temelinde, ...a dayanarak

bestaan (uit): bir şeylerden oluşmak, var olmak, to consist of (bestond, bestaan)
het bestaan: mevcudiyet

zowel ... als: as well as, hem ... hem de ... (We willen zowel naar Rotterdam als naar Amsterdam)
de omzet: ciro, hasılat (de omzet van de winkel)
de horeca: catering (hotel+restaurant+cafe)
afkorting: kısaltma, abbreviation



Şarkıda şair, dağların neden yüksek olduğunu, denizlerin neden çok derin olduğunu, bulutların neden çok hızlı hareket ettiğini ve en sonda da insanların neden bu kadar yorgun olduğunu soruyor kendine. Sonuncusuna "belki yapcak bi sürü işleri olduğu için, belki de onbinlerce soruyla uğraştıkları için ve belki de uzun zamandır barış yolunda oldukları için yorgunlardır" diyor.

Şarkıdan kelimeler:

scheppen: to create, yaratmak
grens: sınır, border
engelen: melekler
jachten en jagen: yapacak bi sürü iş güç olması
wolk: bulut
klif: uçurum

02 Kasım 2017

Yeni Kelimeler

Liste uzadı. Üşenip hepsini buraya yazmayabilirim. Yaza da bilirim.Önümüzdeki yarım saat içinde belli olacak bu ikilemin sonucu.

Bu seferki konumuz genel olarak iş başvurusu, CV hazırlama, iş görüşmesi vs.



zoveel: that much
onderhandelen: pazarlık etmek (iş görüşmesinde pazarlık etme konseptinde)
bereiden: hazırlamak
bereid: gönüllü, istekli

passend(e): uygun, münasip (aday, misal)
passen: uymak, denemek (kıyafet)
paskamer: deneme odası (mağazalarda)
passe-partout: maymuncuk (çilingirdekinden, yani her kilidi açan şey) (partout: Frn. her yer) 
(İşte bu şifre çözme işini seviyorum)

aangenomen: işe almak, to hire. (Ben jij aangenomen?)
besloten: decided, karar verilmiş
op proef: deneme sürecinde
proefperiode: deneme süresi

allerlei: different kinds, all sorts
aardig wat zijn: quite a lot (aardig wat zijn < heel veel)
aardig: nice

los: serbest, bol, gevşek, free
loslaten: serbest bırakmak
opleiding: eğitim
opleiden: eğitmek, yetiştirmek
burgerlijke staat: medeni hal
burgerlijke: vatandaşlık
burger: vatandaş
burgemeester: belediye başkanı

vermelden: beyan etmek, to mention
geschikt: uygun, suitable (personeel)
enigszins: kısmen, biraz

colbert: ceket
stof: kumaş
glad: düzgün, pürüzsüz 
navraag: soruşturma
omgeving: çevre, muhit
strikt: titiz, özenli

ingedeeld: sınıflandırılmış
delen: bölmek, paylaşmak, sınıflandırmak

haakje: parantez

Edatlar:

hebben zin in: to feel like, istekli olmak
hebben kans op: şansı olmak
hebben spijt van: üzgün olmak
hebben behoefte aan: ihtiyacı olmak
hebben een hekel aan: sevmemek

aan het einde: sonunda
staan in de krant: gazetede 
in het weekend
op bezoek: ziyarette
op de website
op die manier: in this way
vertellen over: ... hk. anlatmak
vertellen aan: ...'ya anlatmak
vertellen tegen: ...'ya anlatmak
praten met: .. ile konuşmak
dromen van: hayal kurmak
dromen over: ...hk. rüya görmek

23 Ekim 2017

Felemenkçe Yeni Kelimeler

drijven x zinken: suda kalmak, to drive x batmak
gedreven zijn: tutkuyla sürüklenmek
wennen: used to

uitmaken: İki anlamlı:
Dat maak niet uit.= Önemli değil.
Dat maak ik zelf wel uit! = Kendim karar verebilirim!

klopt = doğru

Wat geeft jou voldoening? = Seni ne tatmin eder, memnun eder?
voldoening = tatmin

vervolgens = sonrasında, then (bağlaç)

Ben je wel eens gekoppeld aan iemand? = Biriyle birlikte misin?
koppelen = eşleştirmek, çift yapmak

Ik doe een stage. = Ik loop stage. = Staj yapıyorum.
Ik ben stagiair. = Stajerim.

vergoeding = compensation, bedel, karşılama, tazminat

blad = yaprak
bladeren = yapraklar

meerkoet = Hollanda'da bol bulunan siyah ördek, kafasında beyaz çizgi olan. Türkçesi "Sakarmeke".
fuut = Yine burda bolca bulunan kafası tüylü ördek. Türkçesi "Bahri".

04 Ekim 2017

Yeni Kelimeler

Diyorum ki, her hafta Felemenkçe dersimden sonra, öğrendiğim yeni kelimeleri buraya not edeyim. Ezberlememe yardımcı olur belki, hem bu dile meraklı olan, olmak zorunda olanlara da bi faydası olur belki... Türkçe ve İngilizce kelimeleri de ekleyebilirim denk geldikçe. Ha bi yerden sonra bakarım bi işime yaramıyor, keserim, devamı gelmez. Kısmet bu işler.

Bu haftaki konumuz iş, okul, boş vakit.

Önce meslek: beroep

Sonra, "Büyüyünce olmak istenenler":

jockey: jokey
oceanoloog: okyanus bilimcisi
striptekenaar: cartoonist yani çizgifilmci (tekenaar: teknik ressam)
dierenarts: veteriner (dieren: hayvanlar, arts: doktor -bu kelimeye alışmak epey zamanımı aldı-)
schilder: ressam (schilderij: resim)
archeoloog: malum, arkeolog
mode ontwerper: moda tasarımcısı (ontwerpen: tasarlamak)
reiziger: gezgin (reis: seyahat)

Ve acı gerçekler, yani "Büyüyünce olunanlar": 

onderzoeker: araştırmacı (onderzoek: araştırma, zoek: araştırmak -google araması için de kullanılır-)
administratief medewerker: idari çalışan, gibi bi şey sanırım
programmeur: yazılımcı
verkoper: satıcı
ingenieur: mühendis
architect: mimar
evenementen medewerker: organizasyoncu gibi bi şey sanırım.

Ve ordan burdan:

via via: bir başkası üzerinden/aracılığıyla (işe başvurmak vs)
soliciteren: başvurmak
de baan: iş
verdienen: kazanmak, maaş almak, hak etmek
verschillen: farklı olmak, to differ (verschillend: farklı)
veranderen: değiştirmek, to change
besteden aan: harcamak (boş zamanı misal)
privesituatie: özel durum, evli, bekar, çocuklu-suz
afgelopen: önceki, geçen (afgelopen zomer: geçen yaz -ne yaptığını biliyorum-)
onbijten: kahvaltı etmek (onbijt: kahvaltı)
aynı şekilde, lunchen, dineren: öğle yemeği, akşam yemeği yemek
griep: grip
de spijt: üzüntü (Het spijt me: Üzgünüm)
het gedrag: davranış, tavır
de opleiding: eğitim
hekel: beğenmeme, hoşlanmama hali, dislike (Ik heb een hekel aan donker bij Nederlands) (Bi şeyin sevmediğiniz bi yönünden bahsederken kullanılır.)
hoorcollege: ders, sınıf (hoor: duymak, mastar hali: horen. Ne alaka? Bunda mantık kuramadım.)
de kroeg: pub, bar
vereniging: spor klubü
toneel: sahne, tiyatro sahnesi
gek: deli (Ik ben gek op koffie: Kahve manyağıyım.)
bijbaantje: ek iş (bij: yan, baan: iş, baantje: işcik)
hoofdrol: başrol (hoofd:baş, kafa)
het college: ders
de collega: meslektaş
dichtgaan: kapatmak (dicht: kapalı, close--->İngilizce'deki close'la benzer şekilde, aynı anlamda "yakın" demek)