yemek tarifi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yemek tarifi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mart 2020

Karantina Çelıncı - 5

Bir çalışan anne pazarının sonundan merhaba. Temizlikli, yemekli bi gün. Aylardır aklımda olan toz alma işinin bi kısmını yaptım. Evdeki tüm tozları tek seferde alamıyorum. Bissürü nesne var orda burda. Ki sırf böyle zor olmasın diye  biblo falan alıp koyma alışkanlığı edinmedim yıllardır. Aldığım mobilyaların kapaklı olmasına özen gösteriyorum, toz alacak yüzey sayısı olabildiğince az olsun diye. Yine de birikiyor, nesneler kendiliğinden çoğalıyor. Üreme sistemi yok dersin, halbuki var. Tabi aldığın şeyi yerine koymayınca oluyor böyle şeyler. Misal aylar önce haftasonu için Almanya'ya gitmiştik, tuvalet masamsı masanın düzenini bozmuştum. Yolculuk için krem, deodorant, takmayacağım küpeler, tokalar, belki sürerim diye ama sürmeyeceğim göz kalemi, parfüm vs derken, bi de normalde kutu olarak kullandığım çantacığın içini hop diye tuvalet masamsısına boşaltıp yanıma alınca.... Her şeyin yeri değişmişti. Yolculuktan dönünce de insan gibi her şeyi yerine yerleştirmek yerine daha da dağıtınca... Böyle beklediler beni işte. 

Sonuç olarak bugün tekrar sınıflandırdım her şeyi, kırık küpeleri, takıları tamir ettim. İnce lastikleri iyice erimiş, her an kopacak gibi olan boncuklu bilekliklerimi parçaladım. Renkli boncuklarını elbet bir gün bi şey için kullanırım. Ben bununla bi şey yaparım dedim. Kancası paslanmış küpelere yeni kancalar taktım. Bir gün bileklik yaparım diye aldığım metal parçalarının paslanmaya başladığını fark ettim, içim yandı. Boştaki kancalara taktım, bissürü tekli küpem oldu, ceylanlı, kedili, koyunlu. Ben onları birleştirir birleştirir takarım. Zaten evdeyim, deli manyak gibi gezmek serbest.

Bi de fark ettim ki, kapağı açık gardrop içi tozlanıyor a dostlar, açık bırakmamak ne kadar da kolay bi çözümmüş. Sürekli açık duran kapak / sürekli kapalı duran kapak testi yapmışım farkında olmadan. Neyse, bundan sonra aklımda olsun. (Olmadı)

Tek yumaklık, çok sevmediğim iplerden sepet örmeye başladım. Sepet illaki güzel görünüyor. Hem ufak proje, hemencik bitiyor, tatmin gibi tatmin. 

Bi de mandala örmüştüm geçenlerde, elbet bi şey yaparım deyip. Sonra kırlent modeli olduğunu fark ettim, kenarları hafiften kıvrık, yani düz bi şekilde durmuyor, mecbur kırlent olacak. Ama fark ettim ki boşta kırlent yok evde. Onun için de dışarı çıkacak değilim. İşe yaramaz diye bi kenarda biriktirdiğim kumaşlardan, kısacık kısacık iplerden kırlent yapmayı düşünüyorum. Hadi hayırlısı. 

Yemek olarak da terbiyeli havuç çorbasıyla börek tadında karnabahar yaptım. Çorbayı ilk kez yaptım, güzeldi. Karnabaharı geçen hafta yapmıştım daha önce, baya güzeldi. Bugünkünün tadına henüz bakmadım. (Yarın iş günü ya, yemek yapmaya fırsat olmaz diye bugünden yaptım. Bkz: Çalışan anne.) İçinde un var, yumurta var, kaşar var, ne kadar kötü olabilir ki, diye düşünüyorum, içim rahat. Yarın kahvaltıda yiycez, motoru bozmaz işşallah.

Sanırım bugün yoga yalan oldu. Gece yatmadan önce gaza gelip yapar mıyım ki? Sanmıyorum. Sabah kalkınca yaparım. Evet evet yapcam, vallaha. Bi de bi arkadaşım Türkçe bir yoga dersi önerdi. Şurda. Sanki daha bir anlaşılır yoga dili, O'nu denemeyi düşünüyorum. Çetin Çetintaş hocanın ismi. 

Sofi'nin Dünyası'nı okuyorum hala. Çok seviyorum bu kitabı yav, bissürü şey öğrendim. Başka kitaplarını da okuyacağım bulursam. 

İşte böyle, verimli bi gün oldu sanki. 

Verimli günler diler, selam ederim, 
Kanatlı Kedi




08 Nisan 2016

Yemek Tarifi Geliyor: Sebzeli Tavuk Sote

Sosyolojik, kitaplı, filmli, az buçuk karizması olan bloğumun karizmasını çizmek, evhanımı olduğumu çaktırmak gibi büyük riskler alarak bloga yemek tarifi yazmaya karar verdim. 

Yemek yapmakla aram pek yok açıkçası, yapma zorunluluğu olan her şeye gıcığım olduğundan olsa gerek, yemek yapmak da sık sık nefretimden payını alıyor ve öğünlerim peynir ekmekle geçebiliyor. Bunun sebebi, küçüklüğümde annemin mutfak işi, el işi, ev işi gibi bi kadının becermesi gerekli görülen her şeyi kafama zorla sokmaya çalışması olabilir. Veya tembel bi insan olmam da olabilir. Fakat mutfak denen yer temiz tutulması gereken (böceklenir yoksa), su/kahve vs tedarik eden ve acıkıldığında "off ne yesem" denilen yer benim için çoğunlukla. 

Fakat bunun şöyle bi iyi yanı var: Çoğunlukla nefret edilen her eylem gibi, uzak durulduğunda kendini özletiyor kerata. Arada bi ilham geliyor, yemek yapmak istiyorum. Tezgahı güzelce temizleyip, önlüğümü boynuma geçiriyorum, ilhamı stabil hale getiren müziği açıyorum -ki bu müzik güne, havanın rengine, ruh halime göre değişebiliyor, bugün Onur Akın'dı mesela, enteresan-, alkollü/kafeinli içeceğimi de yanıma alıp sakince başlıyorum. 

Bazen kafama göre gidiyorum, bazen internetten tariflere bi göz atıp, kafama göre yeniden şekillendiriyorum. 

Bugün internetten havuçlu mantarlı tavuk sote (çünkü evde bunlar vardı) tarifi bakarken aklıma geldi, bu sefer fotoğraflarını çekip yazı hazırlayayım dedim. Belki kanatlikedi'de yayınlarım, belki yemek tarifi sitelerine satar, paraya para demem. Hiç olmazsa "ben bi tavuk yapmıştım ya, güzel olmuştu, nası yapmıştım acaba?" deyince açıp bakabileceğim bi yer olur... 

Açık konuşalım, tarifi satmayı düşündüm, o işte yok denecek kadar az para var, hele ki benim gibi arada bi düzgün yemek yapan insanlar için... Ben de üç kuruş için yarime ihanet etmeyeyim dedim, kürkçü dükkanına döndüm.

Başlayalım o zaman...



Sebzeli Tavuk Sote:

Yanında başka yemek yoksa 3 kişilik
Pilavla birlikteyse 4 kişilik
Hayvan gibi açım diyorsanız 2 kişilik
Çok aç değilim ama çok yapayım, yarına da kalsın diyorsanız 4 porsiyonluk

Malzemeler:

400 gr tavuk göğsü
1 kase havuç konservesi (220gr)
Yarımşar tane sarı, kırmızı ve yeşil, etli dolmalık biber
3 diş sarımsak
1 orta boy soğan
250gr ayıklanmış doğranmış mantar
4 yemek kaşığı sıvıyağ (sanki tek tek kaşıkla koymuşum gibi çek pampa)
1 yemek kaşığı salça
Tuz
Karabiber
Pul biber
Nane


Hazırlanışı:

1. Tavukları yıkayıp küçük küçük doğradım. Derin, geniş ve kuru bi tavada sıvıyağ kızdırıp tavukları kısık ateşte kapağı kapalı olarak pişirmeye başladım. 


2. Tavukların rengi pembeden beyaza dönünce ayıklanmış ve doğranmış olarak satılan mantarı üstüne ekledim. Ayıklanmış mantar bulamazsanız mantarı nasıl ayıklayabilirsiniz? Ben de bilmiyorum. Şimdilik sadece mantarsız yapmayı önerebilirim.



3. Soğanları soyup yarım hilal şeklinde doğradım. Şekli çok önemli değil, bütün bütün atmayın yeter. Mantarlar da pişmeye başlayınca soğanı tavaya ekledim. Bu sırada altı hep kısık ateş ve kapağı kapalı.




4. Şimdi biber zamanı. Dolmalık biber şeklinde ama kesinlikle biber dolması yapmaya uygun olmayan bi biber türü bu. (Şöyle) Çünkü çok etli ve tadı da şekerli gibi. (Anneciğim zamanında zorla öğretmişti: Biber dolması için ince kabuklu biber gerekirmiş. Gurbet ellerde dolmalık biber bulmak zor olduğundan yine de denemiştim bi keresinde, olmamıştı.) 3 renk bir arada satılıyor. Türkiye'de de bazı marketlerde görmüştüm. Bunlardan bulamazsanız, renk olsun derseniz, kapya biber denen kırmızı biberden de katabilirsiniz.



Biberleri de küp, dikdörtgen prizma vb şekillerde doğradım, soğanlar azıcık pişince tavaya ekledim. Mantığım basit: Bir önceki eklediğin şey birazcık pişince, yenisini ekle.



5. Sırada havuç var. Burada kavanoz içinde konserve havuç satılıyor. Soyulmuş, doğranmış, pişmiş. O yüzden havucu en sona, yani biberin pişmesinden sonraya bıraktım. Elinizde pişmiş havuç yoksa normal havucu soyup küçük küçük doğrayıp biberle birlikte eklemeniz daha doğru olabilir.




6. 3 diş sarımsağı da soyup her dişi 3-5 parçaya bölüp tavaya ekledim. Ağza gelen pişmiş sarımsak tadını seviyorum. Sevmeyenler daha minik minik doğrayabilir.




7. Yaklaşık 2 yemek kaşığı salça koymuştum, bana fazla geldi, fazla kırmızı oldu. 1 yemek kaşığı yetebilir. Salçayı katıp malzemeyi çok parçalamadan hafifçe karıştırdım. 


8. Sebzelerin, tavuğun ve mantarın saldığı su salçayla birlikte gözden kaybolunca hemen su kaynatıp ekledim. Yaklaşık 1 su bardağı. 



9. Son olarak 3 çay kaşığı tuz, azıcık karabiber ve pul biber, 1 çay kaşığı kadar da nane ekledim. Kapağını kapatıp altını iyice kıstım. 10 dk kadar da öyle pişirdim. 

Üfleyip tadına baktım, bence olmuştu, gideri vardı yani: 


Uvv beybi, sanatlı fotoğraf..


Not: Olur da okuyan olursa yorumlarınızı beklerim. Hani "o öyle yapılır mı hiç!" olur, "aaa ben de yaptım bi boka benzemedi", olur, "aaa hiç yakışıyo mu sana böyle terbiyesiz laflar", olur, "ben de yaptım seninkinden güzel oldu", olur... Her türlü yoruma açığım. Hatta "gündem bu kadar yoğunken ne boş işlerle uğraşıyosun" olur, "yav sen çok boş kalmışsın ehehehehe" olur, "bunun için mi okudun sen?" olur.... Saftiriğim ya ben, her türlü yoruma açığım. 


İnsan nası her türlü yoruma açık olur ya, bırak allasen... İnsan gibi yorum yapın len!