amsterdam stadsarchief etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
amsterdam stadsarchief etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ağustos 2026

Müze: Amsterdam Stadsarchief, Caz Sergisi

Yakın zamanda doğumgünümdü. Böyle günler diğer günlerden farklıymış gibi davrandığımız için, yeni kararlar alma, yaşam biçimimi gözden geçirme isteği doğuruyor bende. Bu sene de yine Müzekart'ın hakkını vermeye, her hafta bir müzeye gitmeye karar verdim. Ne kadar uygularsam kardır. Yoğun saatler dışında indirim sağlayan bir tren aboneliği de başlattım, dolayısıyla Amsterdam dışındaki müzelere de gideceğim günübirlik. Konya kadar ülke olduğu için yolda geçirdiğim sürenin çok da bir önemi yok.

Amsterdam Stadsarchief (Şehir Arşivi)

Geçen hafta Amsterdam Stadsarchief'e gittim. En sevdiğim müzelerden biri. Binanın kendisi zaten güzel, üstüne bir de alt katı tamamen ücretsiz. Çok yorgunsanız ve gezmeye enerjiniz yoksa bu ücretsiz kısmın sonundaki sinema salonunda, (sanırım) haftada bir değiştirilen, eski Amsterdam videolarından oluşan kırk dakikalık filmleri izleyebilirsiniz. Saati önemli değil, tüm gün boyunca bittikçe yeniden başlatılıyor film. Sadece salon soğuk, benim gibi çabuk üşüyenlerdenseniz bir şal bulundurun derim. Zaten Hollanda'da şalsız dışarı çıkmak akıl karı değil bence ama yapıyor insanlar, görüyorum.

Bu kez gittiğimde aklımda ücretli girişi olan (10 euro ve Müzekart'a ücretsiz) geçici sergiye gitmek vardı. Amsterdam'da Caz tarihi hakkında bir sergi. Caz bilgim ve sevgim şimdi ismini hatırlamadığım birkaç filmden ibaret. Yine de bu müzeye güvendiğimden ve bir konuya odaklanmış küçük sergileri sevdiğimden gittim. Hayal kırıklığına uğramadım. 

Drag in Amsterdam

Caz sergisine geçmeden önce, girişte -yine ücretsiz olan- Drag in Amsterdam sergisine göz attım. Bunun varlığından haberim yoktu, hazırlıksız gelmiştim, çok vaktim yoktu, o yüzden hızlıca gezmek zorundaydım. Makyaj yapmaktan ve topuklu ayakkabı ya da herhangi bir şekilde vücudumu saran, rahatsız kumaşlı kıyafetler giymekten nefret ettiğim için açıkçası Drag Queen kavramını pek anlayamıyordum. Hatta kadın olmanın böyle giyinmek olduğunu mu savunuyor bu drag queenler gibi soru işaretlerim de vardı kafamda, ama hiç oturup araştırmamıştım. Sergi öğreticiydi. Çeşit çeşit drag varmış, her zaman öyle çok feminen olmuyorlarmış, yaratıcılık içeren, özgürlük sağlayan, kendini ifade etmeye yarayan sanatsal bir yöntemmiş. Tarihi de çok eskilere dayanıyormuş. Bu sergi 27 Eylül'e kadar açık, tekrar gidip daha ayrıntılı gezmeyi düşünüyorum.

Caz Yılları: Amsterdam'da İnsanlar, Göç ve Müzik, 1930-1939

1930lar Amsterdam Caz Sergisi ise 13 Eylül'e kadar açık. Her şeyi okumak ve dinlemek konusunda kararlıysanız bile en fazla üç saatte gezebilirsiniz. Tanıdığım binaların bir zamanlar caz konserleri verilen yerler olduğunu, Nazilerin caza (tabi ki olumsuz) etkisini, şimdilerde neyse ki ırkçı sayılan, o zamanlar normal olan afişleri, ve siyahilerin eşitlik arayışına cazın katkısını görmek ilginçti. Videolarda ve ses kayıtlarında dinlediğim müzikler güzeldi, insanın bir taraftan sergiyi gezerken bir yandan dans edesi geliyor. Kimse olmadığı için kendi kendime dans etmiş de olabilirim evet.



Duvardaki şu resmi gördüğümde içim kıpraştı, heyecanlandım, çünkü tanıdık geldi. Tanıdık ama ismini bilmediğim bir oyuncuyu bir dizide ufak bir rolde görmek gibi küçük bir heyecan... Biraz düşününce hatırladım, Amsterdam'daki Tuschinski Sineması'nın dekoruna benziyordu. Açıklamasını bulunca öğrendim ki, Tuschinski'de caz konserleri veriliyormuş o yıllarda. Aylar önce Tuschinski'de çektiğim bir fotoğraf: 

Aynısıymış!


Sergiden çıktığımda her müzeye gidişimde olduğu gibi yine belim ve bacaklarım ağrıyordu. Sırf müze gezmek için de olsa biraz kas geliştirmem lazım. Bu sefer bir çılgınlık yapıp yorgunluğuma rağmen arşiv kısmına da göz attım. Bilet gişesinin arkasında bir kütüphane varmış meğer. Ben sadece çalışanların girdiği bir yer sanıyordum, öyle değilmiş. Amsterdam hakkında kitaplar varmış. Geniş çalışma masasında Amsterdam'da yaşayan göçmenlerin hikayelerinin olduğu dosyalar varmış. Bir de "Langs Moslimerfgoed in Amsterdam" adlı bir kitapçık vardı. Amsterdam'daki Müslüman tarihini ve etkisini özet geçen bir kitapçık. Ücretsizdi, bir tane aldım. O'nun içeriği de başka bir yazının konusu olsun. Sadece popülizmin ve sağcılığın yükselişte olduğu bir ülkenin devlet destekli bir müzesinde hala böyle göçmenlerin şehre katkısını anlatan bir metin bulabilmek, ufaktan da olsa bir umut verdi diyeyim şimdilik.



Kısacası müzeler güzeldir.

Selamlar, 
Kedi

17 Kasım 2016

Gezmelik Hollanda: Amsterdam Şehir Arşivi (Stadsarchief)

Sonunda uzun zamandır aklımda olan bi şey yapıp Amsterdam Stadsarchief'e gittim. Daha önce geldiğimde girişini gezmiştim, ki burayı adamakıllı gezmek bile epey vaktimi almıştı. Hollanda'da yer alıp Unesco Dünya Mirası listesine giren bölgeler hakkında uzun uzun bilgi veren broşürlerle, geçici bir fotoğraf sergisiyle ve dürbün gibi makinelerde gösterilen eski Hollanda fotoğraflarıyla epey oyalanmıştım. Bir de biletli veya Müzekartlı gezilen bi kısım vardı ama vaktim olmadığı için girememiştim. 14 Ekim-5 Şubat arasında "1900 Amsterdam" adında bi sergi geleceğini öğrenmiş, kafamın bi yerlerine kaydetmiştim, sonunda dün geldim ziyarete.

Sergi 3 katlı ve sadece son iki katında 1900 Amsterdam kısmı var. Konu bazlı olarak sınıflandırmışlar 1900 yılı civarında Amsterdam'da çekilen fotoğrafları: Çalışma hayatı, ev içi, arka sokaklar, boş zaman vs.. Bazen de fotoğrafçı bazlı sınıflandırmışlar. Bir yerden sonra fotoğraf sadece profesyonellerin işi olmaktan çıkmış, hobi olarak fotoğraf çekenler olmuş. Bu kişiler verilen pozları değil, sokak hayatını çektikleri için, geride bıraktıkları belgeler daha gerçekçi, daha değerli göründü bana.


Yukarıdaki resimde birinci ve ikinci katlar görünüyor. Karşı duvarda film salonunun giriş kapısı görünüyor. 1900lerde çekilmiş videoları birleştirmişler. En sevdiğim kısım orasıydı.

Serginin en alt katında ise 1900 Amsterdam'dan bağımsız bir kısım vardı. Hollanda'da politikayla ilgili olaylar sıralanmış gibiydi. Gibiydi diyorum çünkü belgelerin açıklamaları sadece Flemenkçeydi, tam olarak anlamadım. Müze kapanmak üzereydi, tek tek sözlüğe bakmaya da fırsatım yoktu yani. Şimdiye kadar çat pat öğrendiğim Flemenkçeden anladığım bolca siyasi olaya değinildiği.

Örneğin 1912'deki 1 Mayıs yürüyüşünün fotoğrafı yer alıyordu: 



Veya Kabouterspartij isimli anarşist partinin 1970te basılan afişi vardı:



Yönetmen Theo Van Gogh'a bir bölüm ayrılmıştı ki kendisi, İslamofobik olduğu gerekçesiyle Müslüman bir terörist tarafından 2004 yılında öldürülmüş. Aşağıda sevenlerinin yazdığı notlar var. 



Aynı katta bir de "Medieval Seals of Amsterdam" bölümü vardı ki, açıklamaları da anlamayınca hiç ilgimi çekmedi. Şu tip şeyler vardı.

Girişteki geçici sergide ise Schipol havaalanının kuruluşunun 100.yılı olması sebebiyle Schipol'ün eski fotoğrafları vardı. İnternette bolca paylaşılan şu videoyu izlediğim için bu kısmı hızlı geçtim:


       


Böyleyken böyle.

Not: Fotoğrafların çirkinliği sebebiyle üzgünüm, bu işleri çok beceremiyorum, bi de genelde burada paylaşacağımı düşünerek değil, sonra okumak niyetiyle aceleyle çekiyorum. Fotoğraflara bakarken, bunları da yazıya ekleyeyim, iyi olur, diyorum filan, bi bakmışım burdalar. Kısmet!