çifte standart etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çifte standart etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

02 Ağustos 2013

ÇİFTE STANDARTLAR DÜNYASI-2

2. Sarıyer Belediyesi'ne bağlı, reşitpaşa mahallesinde oturuyorum, en azından ömrümün bazı günlerinde. çöpler, pazartesi, çarşamba ve cuma sabahları 6-10 arasında toplanıyor. bu süreler dışında çöp çıkarmak yasak. çünkü kedi köpek dağıtıyor, sokaklar kirleniyor vs...


birinci tuhaflık burda: insanlar sabahın 6sında çöp çıkarmayacağı için, genellikle pazar, salı ve perşembe geceleri çöpleri atıyorlar sokaktaki çöp kutularına. e tabi hayvanlar yine dağıtıyor sabaha kadar.
şimdi ikinci tuhaflığa geçelim: perşembe gecesinden, pazar gecesine evlerde çöp fena halde birikiyor. genellikle gecekondudan türetilmiş yapılar olduğu için, evlerde zaten böcek sorunu var. doğaldır ki insanlar evde çöp biriktirmek istemiyor. dolayısıyla bu süre arasında yasak olmasına rağmen çöp çıkarıyorlar. insanların evde çöp biriktirmek istememesi onların suçu değil benim nazarımda.
bu durumu belediyeye bildirdim. benim çözüm önerim, cts ya da pazar sabahı da çöplerin toplanması yönündeydi. ya da başka bir yol da bulabilirlerdi (sokak başlarına kapaklı büyük çöp konteynırı koymak gibi). yani hemen yarın bu konunun çözülmesini değil, böyle bi problemin varlığından haberdar olmalarını, çözüm üretmek için tartışmalarını, bi sonraki dönem planlarında buna yer vermelerini istedim.

ertesi gün bu mailim için aradılar. ellerindeki maddi yetersizlikten bahsettiler. iki ekip varmış ve ancak bu günlerde gelebilirlermiş. bir de acil ekibi varmış, çok zorda kalırsak arayıp o ekibi isteyebileceğimizi söylediler.


hemen ertesi gün ilgilenilmek hoşuma gitti. ben de tekrar anlattım, hemen bir çözüm beklemediğimi, sadece böyle bir sorun olduğunun bilinmesini istediğimi söyledim. kibarca kapattık.
fakat biraz sonra tekrar aradı aynı kişi. bu konuyla ilgileneceğini, mahalleye, sokağıma bir ekip yollayacağını, evlere çöp günleri dışında çöp çıkarılmaması için uyarıda bulunulacağını söyledi. afalladım. mahallelinin mağdur oluşunu anlatırken, ispiyoncu durumuna düşmüştüm! "bu bir çözüm değil, insanlar zaten biliyorlar çöp günü olmadığını" dedim. "olsun olsun şimdilik elimizden gelen bu" dedi adam. sonraki günlerde gördüm ki eve bir kağıt bırakılmış. "günleri dışında çöp çıkarırsanız cezai işlem uygulanır..." vs gibi bi şeyler..


iktidar (burda Sarıyer belediyesi oluyor), halkla ilişkiler politikası yürütmeye çalışırken, korku politikasından vazgeçemiyor. öğretmenin anlamsız bir konuda öğrenciyi azarlamasından ne farkı var bu yaptığının? reşitpaşa halkını eğitmek istiyorlar.
çifte standart ise şurda aklıma geliyor: Yeniköy'de, Emirgan'da mahalleli benzer problem yaşayınca, belediyenin tepkisi yine böyle mi oluyor? yoksa gecekondu mahallesi olarak doğmuş reşitpaşa halkı, eğitilmesi gereken, görgüsüz insanlar olarak mı görünüyor gözlerine?


Yeniköylüler Avrupalı, Reşitpaşalılar Ortadoğulu mu? ben mi çok paranoyağım?
aklıma gelmedi o an şaşkınlıktan, soramadım telefonda. bi de komşulara benim şikayet ettiğimi filan söylerler mi, komşular bana düşman olur mu, gibi sorular takılmıştı aklıma.


sonra tekrar aradım, ulaşamadım. boşver dedim kendime.
insan yoruluyor bazen. neyse ki geçici bu yorgunluk. geri dönüşüm ürünlerini evden toplamalarını istediğimde, sokakta bi tek ben geri dönüşüm ürünleri biriktirdiğim için, sırf benim için geldikleri için azar yemiştim yine görevliden. (harcadığımız benzini karşılamaz biriktirdiğin kağıtlar, gibi bi şeyler demişlerdi). iyi de, bana kızacağına halkı biriktirsin diye teşvik eden bi kampanya başlatsan mesela? sonra başlattılar. pazar, öğlene doğru geri dönüşüm atıkları toplanıyor. (biraz da benim sayemde olduğunu düşünmeden edemiyorum). yani bu azarın karşısında yorulmuştum, ama yeni bi savaşa başlama gücü buldum sonradan.


yorulunca biraz dinlenip, sonra iktidarla tekrar savaşmak gerekiyor, çifte standardı gözüne sokmak gerekiyor. her alanda.

ÇİFTE STANDARTLAR DÜNYASI-1

son zamanlarda yaşadıklarımdan öğrendiğim birkaç şey var. ortak yönleri, iktidar tavrı ve çifte standart hakkında olmaları.

1. arkadaşlarımla planladığımız 10günlük bir Avrupa gezisi için avusturya'dan turistik vize istedim. hesabımda yeterince para olmasına, kalacak yerlerim, gidiş dönüş ve interrail biletlerim belli olmasına, tüm belgelerim eksiksiz olmasına rağmen başlangıçta kabul etmediler. maaş bordrosu yani düzenli gelirim olduğunu gösterir bir belge gerekiyordu. öğrenciyim ve düzenli bir işte çalışmıyorum şu anda. o halde, ailemden birinin tüm tatil masraflarımı karşıladığına dair noter onaylı bir belge ve o kişinin mal varlığını, maaş durumunu gösterir belgeler gerekiyordu.

şimdi... bir ülkenin kabul edeceği kişinin ülkesine göçmek istememesini anlayabiliyorum. çirkin bi düzen ama çok da itiraz edemediğim bir sistem. ama bu, tüm dünya vatandaşları için geçerli değil. benim sevmediğim çifte standart bu.

 
Avrupalı, Amerikalı bir hippi mesela, dünya turuna çıkabilir rahatlıkla. pasaportu (kan davalı bi ülkeye gitmeye kalkmıyorsa) tüm dünyada geçerlidir. çok duydum şu tür hikayeleri: adamın banka kartı yokmuş, gittiği yerde bikaç aylığına iş buluyormuş, garsonluk filan, sonra sıkılınca başka ülkeye/şehre geçiyormuş... bizim böyle bi insan olma şansımız hiç yok! belki var, belki gelişmekte olan ülkeler sınıfına girmesine henüz izin verilmemiş ülkelere gidip gezebiliriz. ama Avrupa? Avrupa'da bok mu var? diyebilirsiniz. ama mesele o değil, tercih etmezsen gitmezsin elbette, sen hippisin, sen gezginsin, bambaşka bir kafadasın artık, sınırların yok dünya üzerinde! ama neden gelemezsin deniyor? senin neden zararlı olduğunu düşünüyor Avrupa, seni hiç tanımıyorken?

avrupanın en fakiri bizden daha güvenilir, daha karizmatik bu dünya düzeninde. olay hala sadece para değil. kapitalist dünyadayız evet, ama hala tek hükümdar para değil. hala ırk, hala ten rengi, hala doğduğun toprak belirliyor değerini.

ayrıca, hep türk halkının oturma, yani gezmeme alışkanlığına kızardım. pasaport yüzlerce lira, vize işkence, yurtdışı çıkış harcı gibi saçmalıklar var.... ayda 2000tl kazanan 2 çocuklu bi aile, yurtdışına çıkmanın hayalini nasıl/neden kursun ki?

tekrar, seyahat özgürlüğü diyorum! bunca özgürlüksüzlük varken, seyahate pek sıra gelmiyor ama söylenmezse normalleşir iyice..


----------------------

diğeri, bi sonraki yazıda olsun, çok uzun olacak yoksa.