wallerstein
1930 - amerikada doğdu.
1950ler - columbia üni. den dereceler aldı (lisans, yl, doktora..)
yl tez konusu: "mccarthycilik ve abd dış politikası" hk.
lazarsfeld'in ve mills'in öğrencisi oldu.
1951 - bir uluslararası gençlik konferansına katıldı.
1960lar - konferanstan sonra post-kolonyal afrika üzerine uzmanlaştı.
1971'e kadar - columbia üni. de prof.
1971-76 : mcgill üni. prof.
"dünya sistemlerinin yükselişi ve çöküşü" makalesi ile akademik ün kazandı.
1974 - "modern dünya sistemi" kitabı
bu kitapla dünya sistemi kavramını sosyolojide araştırma odağı haline getirdi.
dünya sistemler teorisi:
üçüncü dünya teorilerini reddeder. ekonomik ilişkilerin bağladığı tek bi dünya vardır. sermaye ve emek ayrılığı ile sermaye birikiminin olduğu bir "dünya sistem" dir. "bi dünya ...." (nokta yerine sistem koy).
sosyal bilimlerin ekonomi, tarih, psikoloji, sosyoloji diye ayrılmasını doğru bulmaz, bu ikinci dünya savaşının sonucudur. bu yüzden dünya sistemleri analizi tek bir disiplindir.
16. yydan bu yana dünya uluslararası işbölümü ile karakterize edildi. 16.yy mimarları ise batı avrupa ve amerika. 19. yydan itibaren dünya kapitalist düzene uyum sağladı. dünya-sistem homojen değildir ki bu durum, "merkez, çevre ve yarı çevre" kavramlarının gereğidir. dünya merkez ve çevre olarak bölünmüştür.
merkez: ileri teknoloji uygular ve kaliteli ürün sağlar.
çevre: merkeze hammadde, ucuz işgücü, tarımsal ürün sağlar. ucuza satmak fakat merkez ürünlerini pahalıya almak zorundadır. eşitsizlik vardır.
yarı çevre: merkeze göre çevre, çevreye göre merkez konumundadır. 20.yy sonlarında çin, doğu avr, brezilya örnektir. merkezin üretmeyi bıraktığı sanayi üretimini yapar.
sistemin sürekli gelişmesinin sebebi şeylerin (emeğin, toprağın, doğal kaynakların, insan ilişkilerinin) metaya dönüşmesidir. bu sistemde zengin daha zengin, fakir daha fakir olur. çalışanın maaşının artması tüketimi arttırır, düşük olması ise zenginin karını arttırır (artı değer). her durumda zengin (kapitalist) kazanır.
fakat bu sistemin egemen gücü ABD, 45'ten beri bu özeliğini kaybediyor. 11 eylül ve sonrası bunu kanıtlar. demiş. her dünya sistemi birgün yok olur, yerine yenisi gelir, demiş.
praksis:
3 görevimiz vardır bu keskin değişim sürecinden sağ çıkmak için:
1. entelektüel görev: gerçekliği eleştirel ve ayık bi kafayla analiz etmek
2. ahlaki görev: bugün öncelik vermemiz gereken değerlerin neler olduğuna karar vermek
3. siyasi görev: kapitalist dünya sistemimizin şu anki kaotik yapısından çıkıp, gözle görülür miktarda daha iyiye götürmek için nasıl bir katkıda bulunabileceğimize karar vermek
1975 - modern dünya sistemi'nin ilk cildi için sorokin ödülü'nü kazandı.
1976-99 : binghamton üni. prof.
1994-98 : uluslararası sosyoloji birliği başkanlığı
1998 - "sosyal bilimleri açın" kitabı
2000 - yale üni. ne kıdemli araştırmacı
"bildiğimiz dünyanın sonu" kitabı
2005'e kadar : fernand braudel merkezi başkanlığı
Directeur d’études associé titri ile Paris’te École des Hautes Études en Sciences Sociales'te yer aldı.
Socia Evolution & History dergisinin danışma kurulunda yer aldı.
Kaynaklar:
http://tr.wikipedia.org/wiki/Immanuel_Wallerstein
http://eksisozluk.com/immanuel-wallerstein--304104
Her blog gibi biraz film ve kitap içerir. Biraz da sosyoloji, toplum, gözlem, Hollanda, korku, heyecan, neşe, nefret, endişe, hüzün ve kimbilir daha neler...
tarihsel sosyoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tarihsel sosyoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Nisan 2013
ÇAĞDAŞ SOSYOLOJİ TEORİLERİ - 7
Etiketler:
çağdaş sosyoloji teorileri,
çevre,
immanuel wallerstein,
merkez,
praksis,
sosyoloji,
tarihsel sosyoloji,
yarı çevre
Yazmayı seviyorum, kitap yazamazsak da blog yazarız akımındanım. Otizm spektrumunda olma ihtimalim var. Konuyu bilmeyenler için: Sosyal iletişimim iyi değil. Temel hedefim kafayı yemeden hayatta kalmak. Bunun için kafamı elişine, kitaplara, filmlere vs gömüyorum.
15 Nisan 2013
ÇAĞDAŞ SOSYOLOJİ TEORİLERİ - 6
theda skocpol'un "tarihsel sosyoloji" kitabından 11. bölüm: "tarihsel sosyolojide yeni gündemler ve yinelenen stratejiler"
1970lere kadar tarihsel sosyoloji çok da saygı görmüyordu. moore, blonch, eisenstadt gibi isimler kabul görmüştü fakat, sadece bireysel çabaları takdir ediliyordu, bilim olarak tarihsel sosyoloji yüceltilmemişti.
70lerden itibaren durum değişti. charles tilly ve wallerstein'ın kişisel çabalarının katkılarıyla. gençler doktora tezlerinde daha çok tarihsel çalışmaya yer vermeye başladı. konferanslarda bu konuya yer verildi vs. 80lerde artık tamamen saygı duyuluyordu.
sosyolojinin kurucularından farkı şuydu biraz da: araştırma gündemleri kurucuların ilgilendiği zaman ve mekandan farklı zaman ve mekanları içeriyordu, yeni konuları kapsıyordu. batı merkezci konuların dışında konular da incelenir oldu.
ne gibi? aşağıda yapılan çalışmalar:
köleliğin tarihi
1250-1970 arası eflak incelemesi
batılı olmayan ülkeler ya da halklar arasında derin tarihsel karşılaştırmalar
ingiliz fabrikası,japon fabrikası: sınai ilişkilerde ulusal farklılığın kökenleri
çalışma ve siyaset: sanayide iş bölümü
sosyal demokratların toplum imgesi: karşılaştırmalı açıdan iskandinav sosyal demokratlarının kökeni ve başarıları üzerine bir çalışma
avr ve amerikada refah devletlerinin gelişimi
avr, abd ve rusya'da refah politikası ve sanayileşme
iç sömürgecilik: britanya ulusal gelişiminde kenarda kalan keltler
ırkın azalan önemi: siyahlar ve değişen amerikan kurumları
amerikada etnik girişimciler: çinliler, japonlar ve siyahlarda iş ve refah
pastadan bir parça: 1880lerden beri siyahlar ve beyaz göçmenler
siyasi süreç ve siyah başkaldırının gelişimi
------
burdan sonrasını yazmaktansa eksisozluk'ten çalışmaya karar verdim. ne kadar faydalı bilgiler var orda... o sözlük yazarları kadar yorum yapabilecek kadar öğrenebilsem bu sene, ne mutlu bana...
tarihsel sosyolojiyi anlamak için faydalı olacak başlıklar:
tarihsel sosyoloji
path dependence
theda skocpol
barrington moore
perry anderson
charles tilly
immanuel wallerstein
edward p. thompson
karl polanyi
1970lere kadar tarihsel sosyoloji çok da saygı görmüyordu. moore, blonch, eisenstadt gibi isimler kabul görmüştü fakat, sadece bireysel çabaları takdir ediliyordu, bilim olarak tarihsel sosyoloji yüceltilmemişti.
70lerden itibaren durum değişti. charles tilly ve wallerstein'ın kişisel çabalarının katkılarıyla. gençler doktora tezlerinde daha çok tarihsel çalışmaya yer vermeye başladı. konferanslarda bu konuya yer verildi vs. 80lerde artık tamamen saygı duyuluyordu.
sosyolojinin kurucularından farkı şuydu biraz da: araştırma gündemleri kurucuların ilgilendiği zaman ve mekandan farklı zaman ve mekanları içeriyordu, yeni konuları kapsıyordu. batı merkezci konuların dışında konular da incelenir oldu.
ne gibi? aşağıda yapılan çalışmalar:
köleliğin tarihi
1250-1970 arası eflak incelemesi
batılı olmayan ülkeler ya da halklar arasında derin tarihsel karşılaştırmalar
ingiliz fabrikası,japon fabrikası: sınai ilişkilerde ulusal farklılığın kökenleri
çalışma ve siyaset: sanayide iş bölümü
sosyal demokratların toplum imgesi: karşılaştırmalı açıdan iskandinav sosyal demokratlarının kökeni ve başarıları üzerine bir çalışma
avr ve amerikada refah devletlerinin gelişimi
avr, abd ve rusya'da refah politikası ve sanayileşme
iç sömürgecilik: britanya ulusal gelişiminde kenarda kalan keltler
ırkın azalan önemi: siyahlar ve değişen amerikan kurumları
amerikada etnik girişimciler: çinliler, japonlar ve siyahlarda iş ve refah
pastadan bir parça: 1880lerden beri siyahlar ve beyaz göçmenler
siyasi süreç ve siyah başkaldırının gelişimi
------
burdan sonrasını yazmaktansa eksisozluk'ten çalışmaya karar verdim. ne kadar faydalı bilgiler var orda... o sözlük yazarları kadar yorum yapabilecek kadar öğrenebilsem bu sene, ne mutlu bana...
tarihsel sosyolojiyi anlamak için faydalı olacak başlıklar:
tarihsel sosyoloji
path dependence
theda skocpol
barrington moore
perry anderson
charles tilly
immanuel wallerstein
edward p. thompson
karl polanyi
Etiketler:
çağdaş sosyoloji teorileri,
sosyoloji,
tarihsel sosyoloji,
theda skocpol
Yazmayı seviyorum, kitap yazamazsak da blog yazarız akımındanım. Otizm spektrumunda olma ihtimalim var. Konuyu bilmeyenler için: Sosyal iletişimim iyi değil. Temel hedefim kafayı yemeden hayatta kalmak. Bunun için kafamı elişine, kitaplara, filmlere vs gömüyorum.
14 Nisan 2013
ÇAĞDAŞ SOSYOLOJİ TEORİLERİ - 5
theda skocpol'un "tarihsel sosyoloji" kitabından birinci bölüm: "sosyolojinin tarihsel imgelemi"
sosyoloji her zaman tarihle ilişkili olmuştur. zaten sosyolojinin doğması, tarihi anlama çabasına eşlik eder. tarihsel sosyolojik olduğu iddiasında bulunan çalışmaların belli ortak özellikleri vardır:
- toplumsal yapılarla, süreçlerle ilgili sorular sorarlar,
- süreçleri, sonuçlarını ve nedenlerini zaman içinde, sıralarını önemseyerek ele alırlar,
- olayların beklenen/beklenmeyen sonuçlarını anlamak için eylemlerin ve yapısal bağlamların etkileşimine dikkat ederler,
- toplumsal yapıların değişik ve kendine özgü özelliklerini aydınlatırlar.
tarihsel sosyolojinin kısmi gölgelenmesi
II.dünya savaşı'ndan sonra sosyoloji abd'de kurumlaşınca, tarihsel sosyoloji gölgede kaldı. tarihsel çalışma yapanlar da vardı fakat ampirik ve teorik çalışmalar yapan itibarlı isimler daha çok öne geçti. abd'nin o günkü koşulları evrenselleştiriliyordu. savaş sonrası abd'nin uluslararası hegemonyası sebebiyle, modernleşme amerikaya benzeme olarak algılanıyordu. tüm toplumlar er geç abd 'nin yolundan gidecekti: ekonomik bakımdan genişleyen ve yenilikçi, yüksek eğitimli, çoğulcu siyasete yönelen ve ideolojik olmayan toplum.
mills, abd'deki bu kendini odaklayan duruma karşı çıkan aykırı bir amerikalı sosyologtu. parsons ise, toplumsal yaşamın tüm yanlarını tek bir evrensel teorik terimler bütünüyle açıklayabileceğini sanıyordu.
sovyetler birliği'nde de yine kendini odağa koyan bir bakış açısı hakimdi. tüm toplumlar sınıf çatışmasından sosyalist düzene, ardından komünist ütopyaya ulaşacaktı. kaçınılmaz son buydu.
fakat sosyolojinin tarihle olan bağlantısına tekrar ihtiyaç duyuldu. 50ler 60lar arasında marksizme yeni bir bakış açısı kazandırıldı. sadece ekonomik yönden değil, toplumun tarihsel, siyasal ve kültürel değişimini açıklamaya olan katkısı gençlerin daha çok dikkatini çekti. antonio gramsci popülerlik kazandı. ayrıca weber ve tocqueville gibi klasik sosyologlar da tekrar önem kazandı, tarihsel sosyoloji abd'de de tekrar önem kazandı.
işin özü klasiklerin dirilişi midir?
weber'in, durkheim'ın ve marx'ın yeniden yorumlanması bir entelektüel canlanmadır. sadece klasiklerin değerlendirilmesi dönemi değil, makro sosyolojik değerlendirmelerin kıymet kazandığı bir dönem olmuştur.kapitalizmin, ulus devletlerin kökeni ve gelişimi, ideolojilerin ve dinlerin yayılması, devrimlerin nedenleri ve sonuçları, ekonomik ve jeopolitik dönüşümlerin, cemaatlerin, grupların kaderleriyle ilişkilerini anlama çabası nüksetmiş, bunun için tarihsel bakış açısı gerekmiştir, günlük politikaya uygunluk çerçevesinde olayların değerlendirilmesi sığ görülmeye başlanmıştır.
tarihsel sosyolojide araştırma gündemleri
bu kitapta 9 bilim adamının çalışmaları anlatılıyor. hepsi klasik sosyologların fikirlerine yeni bakış açıları geliştiriyor. teori ile tarihsel olan arasında bağ kuruyor.
- reinhard bendix: weber'in siyasal rejimlerin dönüşümü ve bürokratikleşme kuramını temel aldı. yapısal işlevselciliğin dostça eleştirisini yaptı.
- perry anderson: weber'in siyasal rejimlerin dönüşümü ve bürokratikleşme kuramını temel aldı. düzenli akademik kariyer peşinde koşmadı (oh iyi bari, bu ne ya akademisyen olmayan giremez gibi bi hava oluşmaya başlamıştı). new left review ı çıkardı. marksist ekonomizmin ve evrimciliğin dostça eleştirisini yaptı.
- e.p. thompson: ingiltere'de işçi sınıfının oluşumu ve sanayileşme hk. marxçı fikirleri yeniden işledi. akademik kariyer peşinde değil, işçilerin arasında tarih çalıştı. sosyalist. marksist ekonomizmin ve evrimciliğin dostça eleştirisini yaptı.
- charles tilly: avr. devrimlerindeki grup çatışmaları, devlet oluşumu, kapitalist gelişme konularında durkheim ve marx arasındaki gerilimi inceledi.
- karl polanyi: 20. yüzyılın başından ortalarına kadarki piyasa düzeninin ulusal ve u.arası krizlerini anlattı. sosyalist. ekonomik kurumları ve genellemeleri eleştirdi. britanya merkezli 19. yy kapitalist piyasa toplumunun ortaya çıkışını ve sonraki krizleri inceledi.
- marc bloch: avr ve frn feodal kalıplarına değindi. bilgili ve eklektik. durkheim ve marx'tan yararlandı. soyut teorileri eleştirdi ama çok kafayı takmadı, gözardı etti. karşılaştırmalı tarihsel çözümlemede yardımcı olacak bütün teorilerin yardımını dikkate aldı. "teori, tarihçiye geçmişle ilgili daha iyi kanıtlar aramasına yardım eder sadece".
- s. n. eisenstadt: batılı olmayan örnekleri, batı tarihiyle birlikte aynı kavramsal terimlerle açıkladı. dünya tarihindeki bürokratik imparatorlukları inceledi. yapısal işlevselciliğin dostça eleştirisini yaptı.
- wallerstein: batılı olmayan örnekleri, batı tarihiyle birlikte aynı kavramsal terimlerle açıkladı. kapitalist dünya ekonomisi tarihi bugünü ve tasarlanan yok oluşunu inceledi. akademik kariyerist. solcular arasındaki marjinal konumunda. (daha ayrıntılı gireceğiz bu konuya, sonraki makalelerde)
- barrington moore: batılı olmayan örnekleri, batı tarihiyle birlikte aynı kavramsal terimlerle açıkladı.tarım devletlerinin modern dünyaya geçiş yollarının ahlaki önemini inceledi. bilgili ve eklektik. yapısal işlevselcilikten, evrimcilikten, marx ve weber'den yararlandı. soyut teorileri eleştirdi ama çok kafayı takmadı, gözardı etti. karşılaştırmalı tarihsel çözümlemede yardımcı olacak bütün teorilerin yardımını dikkate aldı. tarihçi değil sosyolog, bu yüzden görüş geliştirmek için tarihi kanıtları kullandı. ne kadar soyut bir konu olursa olsun, tarihten derlediği somut kanıtları mutlaka sundu. savına uymayan bir tarihsel örnekle karşılaştığında bunu görmezden gelmek yerine daha çok inceledi.
büyük düşünmek için elverişli konumlar
bu 9 bilim insanı, yaşadıkları dönemde devlet ve akademik çevre tarafından oldukça fazla destek gördüler. yine de marjinaldiler çünkü büyük sorular soruyorlardı. sosyologlar arasında marjinallik daha çok, belli bir partiye üye olmasa dahi, siyasi fikri sol olan sosyologlarda görülmekte. anderson, thompson, wallerstein, polanyi buna örnektir.
işlevselciliğin, ekonomizmin ve evrimciliğin tarihsel eleştirisi
bu 9 bilim insanının içinden 6sı (tilly, wallerstein, eisenstadt, bendix, anderson, thompson), teorileriyle eleştirdiler başlıktaki konuları. ama bu büyük teorilerle tartışmak için farklı yöntemler seçtiler. nicel veri çözümleme, genelleme yapmaktan vazgeçme gibi gibi...
tarihsel kalıplar için açıklamalar geliştirme
diğer 3 bilim insanı (polanyi, bloch, moore) da tarihsel olmayan büyük teorileri eleştirdiler. fekat öncelikli amaçları var olan teorileri çürütmek/eleştirmek değil, var olan bilgiyle tarihsel kalıplardan anlam çıkarmaktı.
(hep geçmiş zaman kullandım, ayıp oldu adamlara, hala yaşıyanları var, hepsini geniş zamana çevirip okuyuverin bi zahmet..)
sosyoloji her zaman tarihle ilişkili olmuştur. zaten sosyolojinin doğması, tarihi anlama çabasına eşlik eder. tarihsel sosyolojik olduğu iddiasında bulunan çalışmaların belli ortak özellikleri vardır:
- toplumsal yapılarla, süreçlerle ilgili sorular sorarlar,
- süreçleri, sonuçlarını ve nedenlerini zaman içinde, sıralarını önemseyerek ele alırlar,
- olayların beklenen/beklenmeyen sonuçlarını anlamak için eylemlerin ve yapısal bağlamların etkileşimine dikkat ederler,
- toplumsal yapıların değişik ve kendine özgü özelliklerini aydınlatırlar.
tarihsel sosyolojinin kısmi gölgelenmesi
II.dünya savaşı'ndan sonra sosyoloji abd'de kurumlaşınca, tarihsel sosyoloji gölgede kaldı. tarihsel çalışma yapanlar da vardı fakat ampirik ve teorik çalışmalar yapan itibarlı isimler daha çok öne geçti. abd'nin o günkü koşulları evrenselleştiriliyordu. savaş sonrası abd'nin uluslararası hegemonyası sebebiyle, modernleşme amerikaya benzeme olarak algılanıyordu. tüm toplumlar er geç abd 'nin yolundan gidecekti: ekonomik bakımdan genişleyen ve yenilikçi, yüksek eğitimli, çoğulcu siyasete yönelen ve ideolojik olmayan toplum.
mills, abd'deki bu kendini odaklayan duruma karşı çıkan aykırı bir amerikalı sosyologtu. parsons ise, toplumsal yaşamın tüm yanlarını tek bir evrensel teorik terimler bütünüyle açıklayabileceğini sanıyordu.
sovyetler birliği'nde de yine kendini odağa koyan bir bakış açısı hakimdi. tüm toplumlar sınıf çatışmasından sosyalist düzene, ardından komünist ütopyaya ulaşacaktı. kaçınılmaz son buydu.
fakat sosyolojinin tarihle olan bağlantısına tekrar ihtiyaç duyuldu. 50ler 60lar arasında marksizme yeni bir bakış açısı kazandırıldı. sadece ekonomik yönden değil, toplumun tarihsel, siyasal ve kültürel değişimini açıklamaya olan katkısı gençlerin daha çok dikkatini çekti. antonio gramsci popülerlik kazandı. ayrıca weber ve tocqueville gibi klasik sosyologlar da tekrar önem kazandı, tarihsel sosyoloji abd'de de tekrar önem kazandı.
işin özü klasiklerin dirilişi midir?
weber'in, durkheim'ın ve marx'ın yeniden yorumlanması bir entelektüel canlanmadır. sadece klasiklerin değerlendirilmesi dönemi değil, makro sosyolojik değerlendirmelerin kıymet kazandığı bir dönem olmuştur.kapitalizmin, ulus devletlerin kökeni ve gelişimi, ideolojilerin ve dinlerin yayılması, devrimlerin nedenleri ve sonuçları, ekonomik ve jeopolitik dönüşümlerin, cemaatlerin, grupların kaderleriyle ilişkilerini anlama çabası nüksetmiş, bunun için tarihsel bakış açısı gerekmiştir, günlük politikaya uygunluk çerçevesinde olayların değerlendirilmesi sığ görülmeye başlanmıştır.
tarihsel sosyolojide araştırma gündemleri
bu kitapta 9 bilim adamının çalışmaları anlatılıyor. hepsi klasik sosyologların fikirlerine yeni bakış açıları geliştiriyor. teori ile tarihsel olan arasında bağ kuruyor.
- reinhard bendix: weber'in siyasal rejimlerin dönüşümü ve bürokratikleşme kuramını temel aldı. yapısal işlevselciliğin dostça eleştirisini yaptı.
- perry anderson: weber'in siyasal rejimlerin dönüşümü ve bürokratikleşme kuramını temel aldı. düzenli akademik kariyer peşinde koşmadı (oh iyi bari, bu ne ya akademisyen olmayan giremez gibi bi hava oluşmaya başlamıştı). new left review ı çıkardı. marksist ekonomizmin ve evrimciliğin dostça eleştirisini yaptı.
- e.p. thompson: ingiltere'de işçi sınıfının oluşumu ve sanayileşme hk. marxçı fikirleri yeniden işledi. akademik kariyer peşinde değil, işçilerin arasında tarih çalıştı. sosyalist. marksist ekonomizmin ve evrimciliğin dostça eleştirisini yaptı.
- charles tilly: avr. devrimlerindeki grup çatışmaları, devlet oluşumu, kapitalist gelişme konularında durkheim ve marx arasındaki gerilimi inceledi.
- karl polanyi: 20. yüzyılın başından ortalarına kadarki piyasa düzeninin ulusal ve u.arası krizlerini anlattı. sosyalist. ekonomik kurumları ve genellemeleri eleştirdi. britanya merkezli 19. yy kapitalist piyasa toplumunun ortaya çıkışını ve sonraki krizleri inceledi.
- marc bloch: avr ve frn feodal kalıplarına değindi. bilgili ve eklektik. durkheim ve marx'tan yararlandı. soyut teorileri eleştirdi ama çok kafayı takmadı, gözardı etti. karşılaştırmalı tarihsel çözümlemede yardımcı olacak bütün teorilerin yardımını dikkate aldı. "teori, tarihçiye geçmişle ilgili daha iyi kanıtlar aramasına yardım eder sadece".
- s. n. eisenstadt: batılı olmayan örnekleri, batı tarihiyle birlikte aynı kavramsal terimlerle açıkladı. dünya tarihindeki bürokratik imparatorlukları inceledi. yapısal işlevselciliğin dostça eleştirisini yaptı.
- wallerstein: batılı olmayan örnekleri, batı tarihiyle birlikte aynı kavramsal terimlerle açıkladı. kapitalist dünya ekonomisi tarihi bugünü ve tasarlanan yok oluşunu inceledi. akademik kariyerist. solcular arasındaki marjinal konumunda. (daha ayrıntılı gireceğiz bu konuya, sonraki makalelerde)
- barrington moore: batılı olmayan örnekleri, batı tarihiyle birlikte aynı kavramsal terimlerle açıkladı.tarım devletlerinin modern dünyaya geçiş yollarının ahlaki önemini inceledi. bilgili ve eklektik. yapısal işlevselcilikten, evrimcilikten, marx ve weber'den yararlandı. soyut teorileri eleştirdi ama çok kafayı takmadı, gözardı etti. karşılaştırmalı tarihsel çözümlemede yardımcı olacak bütün teorilerin yardımını dikkate aldı. tarihçi değil sosyolog, bu yüzden görüş geliştirmek için tarihi kanıtları kullandı. ne kadar soyut bir konu olursa olsun, tarihten derlediği somut kanıtları mutlaka sundu. savına uymayan bir tarihsel örnekle karşılaştığında bunu görmezden gelmek yerine daha çok inceledi.
büyük düşünmek için elverişli konumlar
bu 9 bilim insanı, yaşadıkları dönemde devlet ve akademik çevre tarafından oldukça fazla destek gördüler. yine de marjinaldiler çünkü büyük sorular soruyorlardı. sosyologlar arasında marjinallik daha çok, belli bir partiye üye olmasa dahi, siyasi fikri sol olan sosyologlarda görülmekte. anderson, thompson, wallerstein, polanyi buna örnektir.
işlevselciliğin, ekonomizmin ve evrimciliğin tarihsel eleştirisi
bu 9 bilim insanının içinden 6sı (tilly, wallerstein, eisenstadt, bendix, anderson, thompson), teorileriyle eleştirdiler başlıktaki konuları. ama bu büyük teorilerle tartışmak için farklı yöntemler seçtiler. nicel veri çözümleme, genelleme yapmaktan vazgeçme gibi gibi...
tarihsel kalıplar için açıklamalar geliştirme
diğer 3 bilim insanı (polanyi, bloch, moore) da tarihsel olmayan büyük teorileri eleştirdiler. fekat öncelikli amaçları var olan teorileri çürütmek/eleştirmek değil, var olan bilgiyle tarihsel kalıplardan anlam çıkarmaktı.
(hep geçmiş zaman kullandım, ayıp oldu adamlara, hala yaşıyanları var, hepsini geniş zamana çevirip okuyuverin bi zahmet..)
Etiketler:
barrington moore,
charles tilly,
çağdaş sosyoloji teorileri,
eisenstadt,
karl polanyi,
marc bloch,
perry anderson,
reinhard bendix,
sosyoloji,
tarihsel sosyoloji,
theda skocpol,
thompson,
wallerstein
Yazmayı seviyorum, kitap yazamazsak da blog yazarız akımındanım. Otizm spektrumunda olma ihtimalim var. Konuyu bilmeyenler için: Sosyal iletişimim iyi değil. Temel hedefim kafayı yemeden hayatta kalmak. Bunun için kafamı elişine, kitaplara, filmlere vs gömüyorum.
ÇAĞDAŞ SOSYOLOJİ TEORİLERİ - 4
mühendislik mezunu olup, sosyolojide bilimsel hazırlık okurken, diğer tüm konulara eyvallah da, çağdaş sosyoloji teoriler fena zorluyor. yine vize zamanı ve yine anlamakta zorlanıyorum makaleleri. buraya yazarak çalışayım dedim.
geçen dönemden, yani şurdan devam ettim sayılabilir (arada eksik konular var ama belki sonra tamamalarım).
Ferdan Ergut ve Ayşen Uysal'ın "Tarihsel Sosyoloji / Stratejiler-Sorunsallar-Paradigmalar" kitabından bir bölüm: "Tarihsel Sosyoloji Ne Yapar? Nasıl Yapar?"
terimler:
- özne-yapı sorunsalı
özne: düşünebilen, maliyet-zarar hesabı yapabilen ve eyleyebilen yani rasyonel özneler. bu yüzden stratejileri önemli. stratejilerinin ne olacağını ise devlet-toplum etkileşimi belirliyor.
özne önemli olunca, bazı sosyologlara göre siyasal süreçler ve etkileşimleri de önemli olur.
- problem-merkezli araştırma stratejisi
nedensel açıklama, karşılaştırma, farklılıkları bulma (variation finding), mekanizmaları ortaya çıkarma adımalrından oluşuyor.
- patikaya bağımlılık (path dependency): önceki olayların sonraki olaylar üzerindeki etkisi.
buna göre toplumsal değişimin önceden tahmin edilebilir bir yönü olamaz, her durum özgündür. tarihsel sosyolojinin diğer bilgi türlerinden en büyük farkı patika algısını öerkeze almasıdır.
- geçerlilik (relevancy) kaygısı
ilk bölüm: devlet-toplum ilişkisi anlatılıyor.
- huricihan islamoğlu ve çağlar keyder: neoliberal hegemonik söylemi, tarihsel sosyolojinin araçlarını kullanarak açıklığa kavuşturmak amacı taşırlar bu kitaptaki makalelerinde.
- ç.keyder: "tarihsel sosyolojinin gündemini belirleyen her zaman güncel sorunlar olmuştur". ing ve frn toplumsal değişim modellerini tarihsel bağlamda karşılaştırıyor. özetle: "herkes bir gün liberal olacak" düşüncesi yalan, çünkü toplumların çoğunun ingiltere değil frn modelini takip ettiğini ve iktisadi açıdan bakınca bile frn modelinin ing modelinden daha başarılı olduğunu söylüyor. bu durumda, sadece toplumun en çok zarar görenleri değil, gelenekleri, kültürleri, devlet anlayışları tehdit edilen tüm toplumlar neoliberalizme karşı olacaktır ve bu anglo-sakson projelere karşı güçlü bi medeniyet alternatifi doğuracaktır, diyor.
üretim ilişkileri ve sınıf mücadelesi, siyasal ve kültürel alanlarda, yukardaki çalışma araçlarını kullanarak araştırma yapmış.
kıta avrupası-ingiltere (dolayısıyla amerika) arasındaki fark sadece iktisadi ilişkilerle açıklanamaz, tarihsel sosyoloji,uygarlık farkının anlaşılması gerekir, diyor.
- h. islamoğlu: 19.yydan itibaren osm. imp.'ndaki piyasa ve özel mülkiyet ortamlarının oluşum süreçlerini inceleyerek neoliberal söylemi sorguluyor.
çalışmasında, piyasanın ve özel mülkiyetin siyaset-üstü, doğal bi gerçek olmadığını, tam tersine toplumun geniş kesimlerinin katıldığı kamusal alanlarda gerçekleşen siyasal çatışmalar ve pazarlıklar bağlamında oluştuklarını gösteriyor. devlet siyaset üstü ya da sadece denetleyici bir güç değildir, çatışmalıdır. farklı aktörler, var olmak için mücadele verirler.
özel mülkiyetin oluşumu, aslında hukuk anlayışının dönüşümüdür, diyor.
- françois gerorgeon: tarihsel kopuş ve süreklilikler önemli. yaş ve tecrübe önemsizleşti. babafigürü yok oldu. benzer şey, 60lar türkiysinde de gerçekleşti. nedensel açıklama ve farklılıklarını gösteme: paylaşılan tarihsel deneyim, abilerden farklı oldukları bilincini yaratır.
nesil bilincini, ortak tarihse paylaşım oluşturur. tr'de ise, köklü okulların etkisi, otoriter rejime karşı muhalif hareket ve jön türk devrimi yeni neslin habercisidir.
- fethi açıkel: osm-tr örneğinde elit oluşum süreçlerini tarihsel olarak yeniden değerlendirdi. ritik zamanlarda elitlerin tercihleri, sonraki patikayı etkiler demiş. elitin seçtiği modernleşme yöntemi bi maliyet gerektirir. sonradan dönmek zor olur. osm modernleşmesini sadece taklit diye nitelemek yeterli olmaz, elite bağımlılık vardır.fetih geleneğinden (fütuhat) gelindiği için, akeri yenileşmeyle başlar.
- yonca köksal: batı avr. ve osm. imp. daki devlet inşa süreçleri arasındaki farklılıklar ile tanzimat döneminde edirne ile ankara arasındaki farklılıkları bulma odaklı. devlet ve toplum birbirinden kesin çizgilerle ayrılamaz.
kopma (yerelde devlet yok, ankara) -birleşme (yerelde devlet var, edirne). devlet toplum ilişkisi yatay ve dikey olabilir.
- ferdan ergut: osm. örneğinden yola çıkarak toplum-devlet ilişkisini incelemiş. polisin ordudan özerkleşerek profesyonelleşmesi ve uygulamadaki yansıması açısından.
toumarkine: 1. dünya sav. hk yazan tarihçileri ikiye ayırmış: kabullenme ekolü ve zorlama ekolü ve tarih ile sosyal bilimlerin hala rakip algılandığını söylemiş.
ikinci bölüm: toplumsal hareketler, siyasi mücadeleler işleniyor. yeni terimler var:
terimler:
- eylem repertuvarı: ortak çıkarlar için birlikte hareket etme yolları
- eylem biçimi: repertuvarın alt kavramı, (işgal, yürüyüş vs) ikisi de patikaya bağımlıdır. yani ülkelere, ülke içindeki değişik coğrafyalara, eylemci gruplara, eylem geleneğine, eylemin dönemine göre eylem biçimi değişir.
- goodwin:hakim rejimin niteliği, rejime gösterilen sivil teveccüh ve devrimcinin bu ikisini anlama biçimi eylemi etkiler.
helena combes: eylemlerin zamanlaması, bazı hareketlerin neden başarı sağlayamadığını anlamada önemli bi anahtar sunuyor.
- jean-gabriel contamin: tarihteki ve şimdiki eylem biçimlerini kıyaslayarak geçmişi anlama çabasında. şimdiki imza kampanyaları ile geçmişteki ilk dilekçe ve idam cezasına karşı dilekçe yazma adeti.
- ayşen uysal: ifşa stratejisi, yani devlet şiddetinin (denetim repertuvarının) kanıtlarını bulup, göstererek eylemi meşru kılma yöntemi.
ÖZETLE: kitaba giriş mahiyetinde olan bu bölümde, kitapta makalelerine yer verilecek yazarların fikirleri özetlenmiş. tarihsel sosyoloji, tarih ve sosyolojinin rakip olduğu düşüncesine karşı, disiplinlerarası bir çalışma yapılabileceğini kanıtlamak için yüceltilmiş. bu alanda çalışma yapanların benimsediği belli terimler var: patikaya bağımlılık, özne-yapı ilişkisi, nedensel açıklama, eylem repertuvarı, problem merkezli araştırma stratejisi, eylem biçimi, farklılıkları anlama, karşılaştırma gibi.
günümüzü anlamak için geçmişte olaylar ne zaman, nerede, hangi koşullarda olmuş, benzeri olduğu düşünülen olaylarla arasındaki fark nedir, bu sorulara cevap arayarak bugüne gelinen araştırma biçimi.
geçen dönemden, yani şurdan devam ettim sayılabilir (arada eksik konular var ama belki sonra tamamalarım).
Ferdan Ergut ve Ayşen Uysal'ın "Tarihsel Sosyoloji / Stratejiler-Sorunsallar-Paradigmalar" kitabından bir bölüm: "Tarihsel Sosyoloji Ne Yapar? Nasıl Yapar?"
terimler:
- özne-yapı sorunsalı
özne: düşünebilen, maliyet-zarar hesabı yapabilen ve eyleyebilen yani rasyonel özneler. bu yüzden stratejileri önemli. stratejilerinin ne olacağını ise devlet-toplum etkileşimi belirliyor.
özne önemli olunca, bazı sosyologlara göre siyasal süreçler ve etkileşimleri de önemli olur.
- problem-merkezli araştırma stratejisi
nedensel açıklama, karşılaştırma, farklılıkları bulma (variation finding), mekanizmaları ortaya çıkarma adımalrından oluşuyor.
- patikaya bağımlılık (path dependency): önceki olayların sonraki olaylar üzerindeki etkisi.
buna göre toplumsal değişimin önceden tahmin edilebilir bir yönü olamaz, her durum özgündür. tarihsel sosyolojinin diğer bilgi türlerinden en büyük farkı patika algısını öerkeze almasıdır.
- geçerlilik (relevancy) kaygısı
ilk bölüm: devlet-toplum ilişkisi anlatılıyor.
- huricihan islamoğlu ve çağlar keyder: neoliberal hegemonik söylemi, tarihsel sosyolojinin araçlarını kullanarak açıklığa kavuşturmak amacı taşırlar bu kitaptaki makalelerinde.
- ç.keyder: "tarihsel sosyolojinin gündemini belirleyen her zaman güncel sorunlar olmuştur". ing ve frn toplumsal değişim modellerini tarihsel bağlamda karşılaştırıyor. özetle: "herkes bir gün liberal olacak" düşüncesi yalan, çünkü toplumların çoğunun ingiltere değil frn modelini takip ettiğini ve iktisadi açıdan bakınca bile frn modelinin ing modelinden daha başarılı olduğunu söylüyor. bu durumda, sadece toplumun en çok zarar görenleri değil, gelenekleri, kültürleri, devlet anlayışları tehdit edilen tüm toplumlar neoliberalizme karşı olacaktır ve bu anglo-sakson projelere karşı güçlü bi medeniyet alternatifi doğuracaktır, diyor.
üretim ilişkileri ve sınıf mücadelesi, siyasal ve kültürel alanlarda, yukardaki çalışma araçlarını kullanarak araştırma yapmış.
kıta avrupası-ingiltere (dolayısıyla amerika) arasındaki fark sadece iktisadi ilişkilerle açıklanamaz, tarihsel sosyoloji,uygarlık farkının anlaşılması gerekir, diyor.
- h. islamoğlu: 19.yydan itibaren osm. imp.'ndaki piyasa ve özel mülkiyet ortamlarının oluşum süreçlerini inceleyerek neoliberal söylemi sorguluyor.
çalışmasında, piyasanın ve özel mülkiyetin siyaset-üstü, doğal bi gerçek olmadığını, tam tersine toplumun geniş kesimlerinin katıldığı kamusal alanlarda gerçekleşen siyasal çatışmalar ve pazarlıklar bağlamında oluştuklarını gösteriyor. devlet siyaset üstü ya da sadece denetleyici bir güç değildir, çatışmalıdır. farklı aktörler, var olmak için mücadele verirler.
özel mülkiyetin oluşumu, aslında hukuk anlayışının dönüşümüdür, diyor.
- françois gerorgeon: tarihsel kopuş ve süreklilikler önemli. yaş ve tecrübe önemsizleşti. babafigürü yok oldu. benzer şey, 60lar türkiysinde de gerçekleşti. nedensel açıklama ve farklılıklarını gösteme: paylaşılan tarihsel deneyim, abilerden farklı oldukları bilincini yaratır.
nesil bilincini, ortak tarihse paylaşım oluşturur. tr'de ise, köklü okulların etkisi, otoriter rejime karşı muhalif hareket ve jön türk devrimi yeni neslin habercisidir.
- fethi açıkel: osm-tr örneğinde elit oluşum süreçlerini tarihsel olarak yeniden değerlendirdi. ritik zamanlarda elitlerin tercihleri, sonraki patikayı etkiler demiş. elitin seçtiği modernleşme yöntemi bi maliyet gerektirir. sonradan dönmek zor olur. osm modernleşmesini sadece taklit diye nitelemek yeterli olmaz, elite bağımlılık vardır.fetih geleneğinden (fütuhat) gelindiği için, akeri yenileşmeyle başlar.
- yonca köksal: batı avr. ve osm. imp. daki devlet inşa süreçleri arasındaki farklılıklar ile tanzimat döneminde edirne ile ankara arasındaki farklılıkları bulma odaklı. devlet ve toplum birbirinden kesin çizgilerle ayrılamaz.
kopma (yerelde devlet yok, ankara) -birleşme (yerelde devlet var, edirne). devlet toplum ilişkisi yatay ve dikey olabilir.
- ferdan ergut: osm. örneğinden yola çıkarak toplum-devlet ilişkisini incelemiş. polisin ordudan özerkleşerek profesyonelleşmesi ve uygulamadaki yansıması açısından.
toumarkine: 1. dünya sav. hk yazan tarihçileri ikiye ayırmış: kabullenme ekolü ve zorlama ekolü ve tarih ile sosyal bilimlerin hala rakip algılandığını söylemiş.
ikinci bölüm: toplumsal hareketler, siyasi mücadeleler işleniyor. yeni terimler var:
terimler:
- eylem repertuvarı: ortak çıkarlar için birlikte hareket etme yolları
- eylem biçimi: repertuvarın alt kavramı, (işgal, yürüyüş vs) ikisi de patikaya bağımlıdır. yani ülkelere, ülke içindeki değişik coğrafyalara, eylemci gruplara, eylem geleneğine, eylemin dönemine göre eylem biçimi değişir.
- goodwin:hakim rejimin niteliği, rejime gösterilen sivil teveccüh ve devrimcinin bu ikisini anlama biçimi eylemi etkiler.
helena combes: eylemlerin zamanlaması, bazı hareketlerin neden başarı sağlayamadığını anlamada önemli bi anahtar sunuyor.
- jean-gabriel contamin: tarihteki ve şimdiki eylem biçimlerini kıyaslayarak geçmişi anlama çabasında. şimdiki imza kampanyaları ile geçmişteki ilk dilekçe ve idam cezasına karşı dilekçe yazma adeti.
- ayşen uysal: ifşa stratejisi, yani devlet şiddetinin (denetim repertuvarının) kanıtlarını bulup, göstererek eylemi meşru kılma yöntemi.
ÖZETLE: kitaba giriş mahiyetinde olan bu bölümde, kitapta makalelerine yer verilecek yazarların fikirleri özetlenmiş. tarihsel sosyoloji, tarih ve sosyolojinin rakip olduğu düşüncesine karşı, disiplinlerarası bir çalışma yapılabileceğini kanıtlamak için yüceltilmiş. bu alanda çalışma yapanların benimsediği belli terimler var: patikaya bağımlılık, özne-yapı ilişkisi, nedensel açıklama, eylem repertuvarı, problem merkezli araştırma stratejisi, eylem biçimi, farklılıkları anlama, karşılaştırma gibi.
günümüzü anlamak için geçmişte olaylar ne zaman, nerede, hangi koşullarda olmuş, benzeri olduğu düşünülen olaylarla arasındaki fark nedir, bu sorulara cevap arayarak bugüne gelinen araştırma biçimi.
Etiketler:
çağdaş sosyoloji teorileri,
çağlar keyder,
fethi açıkel,
françois georgeon,
huricihan islamoğlu,
path dependency,
patikaya bağımlılık,
sosyoloji,
tarihsel sosyoloji,
yonca köksal
Yazmayı seviyorum, kitap yazamazsak da blog yazarız akımındanım. Otizm spektrumunda olma ihtimalim var. Konuyu bilmeyenler için: Sosyal iletişimim iyi değil. Temel hedefim kafayı yemeden hayatta kalmak. Bunun için kafamı elişine, kitaplara, filmlere vs gömüyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










