23 Ağustos 2016

Memleketten Film Gelmiş



Hollanda'da World Cinema Amsterdam diye bir festival var. Bu sene yedincisi düzenleniyor. Şansıma bu seferkinin alt başlıklardan biri "Türkiye Sineması". Senenin neredeyse her gününün bir film festivalinden nasiplendiği bu yelli değirmenli ülkede, bu alt başlığı duyunca WCA daha bi ilgimi çekti. Hele ki aylardır nereden bulabilirim diye düşündüğüm Toz Bezi'nin de gösterileceğini duyunca havalara uçtum. 

Toz Bezi üç farklı günde gösterildi. İlk ikisinde burada değildim. Üçüncüsüne gidecektim ki - tamamen kendi aptallığımdan - gösterime geç kaldım. Geç de olsa izin verirlerse gireyim diyordum amma yer yoktur deyü almadılar. Kendime sinirlendim, kaçırdığıma üzüldüm... Öte yandan film için sevindim. Çünkü yine burada düzenlenen Kırmızı Lale Türk Filmleri Festivali'nde ikisi Utrecht'te biri Amsterdam'da üç filme gitmiştim, üçünde de salon neredeyse boştu. Sanırım Kırmızı Lale'de festivalin tanıtımı yeterince yapılamamıştı, kendimce bu sonuca vardım.

Kısacası Toz Bezi'yle buluşamadık yine ama bulucam kızım seni! Peşindeyim, kaçamazsın benden.


Festival'de başka hangi Türk/Kürt  filmleri var? 

Abluka
Yönetmen: Emin Alper
Konu: Eski mahkum Kadir, polise yardımcı olma şartıyla tahliye edilir. Çöplerden kağıt, plastik vs toplayanların kılığına sokulur. Asıl işi ise şüpheli mahallelerde terörist eylemler hakkında polise bilgi sızdırmaktır. Dış düşman tehditlerinden geçilmeyen Türkiye'de sıradan insanın hayatına dahi sinmiş paranoyayı anlatıyor film.

Ana Yurdu 
Yönetmen: Senem Tüzen
Konu: İstanbul'da modern bir yaşam süren Nesrin, boşanmıştır. Uzun zamandır yazmayı planladığı romanını bitirmek için, ölen büyükannesinin boş evine, Anadolu'da bir köye gider. Fakat kısa süre sonra annesi de (Mustang'daki büyükanne yani Nihal Koldaş) yanlarına gelir. Fragman'dan anladığım kadarıyla film, anne ile kızının arasındaki gerginliği, kuşak çatışmasını, geleneklere isyan eden modern kadının ailesiyle bağının gerilmesini işliyor. Ki bunlar bende izlemesi çok acı veren fakat unutulmayacak filmlerden biri olduğu izlenimini uyandırıyor.

Bakur
Yönetmen: Çayan Demirel, Ertuğrul Mavioğlu
Konu: PKK militanlarının gündelik hayatı hakkında bir belgesel. Festival broşüründeki tanıtım yazısı şöyle diyor: "Türkiye'nin güneydoğusundaki Kürtler ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördüklerini düşündükleri için politik bir örgütlenme olan PKK ve O'nun silahlı kolu kuruldu." Yazar Celal Altuntaş da PKK hakkında konuşma yaptı festival dahilinde. Ben yine katılamadım tabi ki.

Kıyıdakiler
Yönetmen: Erdem Tepegöz, Barış Pirhasan, Alphan Eşeli, Melisa Önel, Ramin Matin
Konu: Kısa filmlerden oluşan bir uzun metraj olan bu film, insan hakları ve kadınların Türkiye'deki konumu hakkında bir AB projesinin parçası olarak çekilmiş. Bir yerdeb bir yere göçmek zorunda kalanların yaşadıklarıyla ilgili.

Kümes
Yönetmen: Ufuk Bayraktar
Konu: 1950lerde vereme yakalanan Saniye (Hasibe Eren) kısa süre sonra öleceğini düşünür ve çocuklarının anasız büyümemesi için kocasının tekrar evlenmesini ister. Kısacası eve kuma gelir fakat kısa bir süre sonra Saniye'nin veremi iyileşir. İki kadın ve bir adamlı evdeki gerginliğin işlendiğini tahmin ettiğim filmde Hasibe Eren'i görünce komedi sanmayınız, değil.

Mavi Dalga
Yönetmen: Zeynep Dadak
Konu: Deniz ve arkadaşları lisenin son sınıfında, ergenliğin doruğundalar, hiçbir şeyi umursamazlar. Ama artık umursamak zorundalar, şimdi adının ne olduğunu bilmediğim, eskiden ÖSS denilen belayla karşı karşılar. Hangi meslek, hangi üniversite... Bir sürü ciddi soru.

Remake, Remix, Rip-off
Yönetmen: Cem Kaya
Konu: 60larda ve 70lerde Türkiye'de sinemaya ilginin yükseldiği, senaryoların yetmediği dönemde, ünlü batı filmlerinin Türk işi kopyalarının yapılışının anlatıldığı sinema üzerine dönemsel bir belgesel. Kopyalamada emeği geçen isimlerle röportajlar var, kaçırmak istemediklerimden biri, becerebilirsem.

Veşarti (Gizli)
Yönetmen: Ali Kemal Çınar
Konu: Kürtçe olan filmde Ali Kemal'in düğün günü yaklaştığı sıralarda dükkanına bir kadın girer ve Ali Kemal'in kadına dönüşeceği kehanetinde bulunur. Ali Kemal başta inanmasa da böyle şeylerein olabileceğini gördükçe kafası karışır. Filmin fragmanı siyah beyaz. Bu tuhaf görünen konunun arkasında, Kürt toplumunda kadına biçilen rolü işlemeyi amaçlamış yönetmen. İzlemek gerek.


Kısa Filmler:

Azad (17')
Yönetmen: Yakup Tekintangaç
Konu: Azad küçük bir Kürt çocuğudur. Annesi Sosin ile birlikte İstanbul'da bir apartman dairesinde yaşarlar. Sosin işe giderken, bırakacağı kimse olmadığı için, Azad'ı eve kilitler. Azad tüm gün evde sıkılır, kendini eğlendirmenin yollarını bulur...

Meral, Kızım (21')
Yönetmen: Sühela Schwenk
Konu: Meral yıllarca ailesinden ayrı yaşar fakat geçirdiği trafik kazasında yatalak olunca yanlarına dönmek zorunda kalır. Gelenekçi olan aile yaşamı çaresiz Meral'i boğmaktadır. Neyse ki kızkardeşi yanındadır...

Salı (12')
Yönetmen: Ziya Demirel
Konu: Lise çağındaki Aslı okula giderken, basketbol oynarken ve otobüsle eve dönerken üç farklı adamla karşılaşır ve yönetmen bu sayede bize büyük şehirde, günlük hayatta karşılaşmalarla kurulan ilişkileri anlatır...

Savaş Bölgesi (6')
Yönetmen: Oğuzhan Kaya
Konu: Savaş bölgesinde, ofiste sıradan bir gündür. Kopyalanması ve yok edilmesi gereken sonsuz belge vardır...

A Short Film About Wong Kar Wai (24')
Yönetmen: Ömer Çapoğlu
Konu: Kara sevdalı Harun, sokakta gezinirken film (hayal) satıcısı Erhan'a rastlar. Wong Kar Wai filmleri Harun'u alır götürür...

Tuhaf Zamanlar (11')
Yönetmen: Mehmet Emrah Erkani
Konu: Orta yaşlı bir travesti olan Haldun geceleyin yürüyüşe çıkar. Bir araba durur, içinde üç potansiyel müşteri vardır, biner ve olaylar gelişir...


Ekstralar

- Festivalde ana başlıklardan biri Türkiye Sineması olduğu için, bir akşam Türk müzikleriyle "Cinema Turkey Now Party" yapıldı. 

- Ayrıca kadın sinemacılar hakkında yapılan bir söyleşide (Women in World Cinema) Toz Bezi'nin yönetmeni Ahu Öztürk de konuşmacılar arasındaydı. İkisine de gidemedim ne yazık ki...

- Son olarak, festival boyunca Türk içecek ve yiyecekleri sinemanın barında satılıyor. Amsterdam'ın göbeğinde bir barda rakı veya Efes birası içebilmek, poğaça, pide, baklava vs bulabilmek, değişik bir duygu. 


Kısacası:
Yine bol dertli bir Türkiye sineması seçkisiyle daha karşınızdayız. Ülke dertli... Gerçekleri anlatarak üretmek isteyen herkesin içinde, geleneklerle boğuşmak ve kendi kimliğini oluşturmak arasında sıkışıp kalma duygusu var. Nasıl dertli olmasın ki filmler? Yine de tüm filmlerin "Çoğunluk" kadar yorucu olmamasını umuyorum, ard arda kaldıramıyorum yoksa. Bakalım...